• kab
  • kad
  • saglik
  • faaliyet
  • son
  • mzk
  • mec
  • mnc
  • tebessum

Günün Sözü

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
M.Es'ad COŞAN (Rh.A.)

Kategoriler

  • Duyuru ve Haberler (8)
  • Kategorilenmemiş (11)

Üyelik

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

AKRA Haber Uşak 99.0

Uşak Haber

Uşak Hava Durumu


 

Nöbetçi Eczaneler

Piyasalar

Ziyaretçi

  • 01 ziyaretçi çevrimiçi
  • destekleyen WassUp
9
Tem

MEKKE ve KABE

Gönderen: admin
Uşak Çevre Kültür ve Ahlak Derneği

MEKKE ve KABE

Hacer ve İsmail’in (a.s)’ın Mekke’ye Gelişi
Allah (c.c), Hz.İbrahim’e (a.s), Hacer ile İsmail’i(a.s), bugünkü Mekke’nin bulunduğu yere götürüp bırakmasını vahy etti. Hz. İbrahim(a.s), hanımı Hacer’i ve henüz süt çocuğu olan oğlu İsmail’i (a.s) kendisine bildirilen yerdeki bir ağacın altına bıraktı. Burası Kenan iline 40 günlük deve yolu mesafede bir yerdi. Etrafta ne bir kimse, ne de su vardı. İbrahim (a.s) dönüp gidiyorken, Hacer arkasından seslendi:
- Ey İbrahim! (a.s) Bizi bu ıssız vadide bırakıp da nereye gidiyorsun? Öyle bir vadi ki, ne görüşülecek bir kimse var,ne de bir şey.
Hacer,sözünü tekrarladı ise de, Hz.İbrahim (a.s) ona dönüp bakmadı. Bunun üzerine Hacer:
- Yoksa bizi buraya getirip bırakmanı, sana, Allah (c.c) mı emretti?
Hz.İbrahim (a.s):
- Evet, Allah (c.c) emretti.
diye cevap verdi. Bunun üzerine Hacer:
- Öyle ise,Allah (c.c) bize yeter. O bizi zayi etmez, himayesiz bırakmaz !

Hz.İbrahim (a.s) de Şam tarafındaki ailesinin yanına doğru yola çıktı. Bu sırada yaptığı dua Kur’an-ı Kerimde şu şekilde belirtilmektedir:

“Ey Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, mukaddes ev (olan Beytullah)ın yanında, ekinsiz (çorak) bir vâdiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar (diye böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve onları (çeşitli) meyveler ile rızıklandır ki sana şükretsinler.”
14/40

Bir süre sonra yanlarındaki su tükendi. Çocuğunun susuzluktan kıvrandığını gören Hacer dayanamadı, yardım edecek bir insan ya da su aramaya çıktı. Fakat etrafta kimsecikler yoktu. Safa tepesinden Merve tepesine çıktı, fakat yine bir şey göremedi. Çaresiz bir halde bu tepeler arasında yedi kere gidip geldi. (Bu 7 kere gidip gelme Hac ibadeti içinde de temsil edilir.) Son defa Merve tepesine ulaştığında meleği gördü. Melek, bugün Zem Zem kuyusunun bulunduğu yeri kazdı ve yerden bir su fışkırdı.

Hz.Hacer oğlu İsmail (a.s) ile birlikte orada kalmaya başladılar. Çok geçmeden Cürhümiler adlı Arap kabilesinden bazı kimseler Mekke’nin aşağı kısmında konakladılar. Bu sırada suyu ve Hz.Hacer’i gördüler. Ondan suyun yakınına yerleşmelerine izin vermesini istediler. Hz.Hacer de suyun kendisine ait olması şartıyla yerleşmelerine izin verdi. Daha sonra başka insanlar da gelerek buraya yerleşmeye devam ettiler. Böylece burası bir yerleşim yeri halini aldı.

Hz. İsmail Mekke’ye yerleşen Cürhümîlerin çocukları ile büyümüş ve onlardan ok atıcılığını öğrenmiştir. Eslem kâbilesinden bir grup yarış için ok atışırken Hz. Peygamber (s.a.s) onlara şöyle demiştir: “Ey İsmail oğulları! Ok atınız sizin atanız da mahir bir ok atıcı idi” (Buhâri Enbiyâ 12). Hz. İsmail iyi bir atıcı ve avcıydı. Mekke’nin harem bölgesinin dışına çıkarak avlanır ve avlanmayı ata binmeyi yabani atları ehlileştirip binmeyi çok severdi. Peygamber (s.a.s) “At edininiz! Onu miras olarak alın ve miras olarak bırakınız! Çünkü bu size babanız İsmail’in mirasıdır” (Ebu’l-Fidâ el-Bidâye ve’n-Nihâye I 192) buyurmuştur. Hz. İsmail Arap dilini çok güzel konuşan fasih bir insandı.

Kurban
Hz.İbrahim(a.s), oğlu ve hanımını çöle bıraktıktan sonra onlarla bütün alakasını kesmiş değildi. Aksine, zaman zaman ziyaretlerine gelip yanlarında kalıyordu. Hz.İsmail (a.s) belli bir yaşa ulaşınca, meşhur kurban olayı meydana geldi. Bu olay Kur’an-ı Kerimde şu şekilde anlatılmaktadır:

Artık o (İsmâil) beraberinde (işe) koşma çağına erişince (babası): “Ey yavrucuğum! Doğrusu ben rüyâmda seni boğazladığımı görüyorum; artık (düşün) bak, ne dersin?” dedi. (Oğlu:) “Ey babacığım! Emredildiğin şeyi yap, inşâallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. [bkz. 19/54]
37/102
Böylece ikisi de (Allah’ın emrine) teslim olunca (İbrâhim) onu şakağı üzerine yatırdı.
37/103
Her ikisi de Allah’ın emrine itirazsız teslim oldu; hiç bir şey onlara engel olmadı. Buradan anlıyoruz ki Allah’a kulluk ve imtihanı kazanmak için, O’nun emirlerini yerine getirmede herhangi bir şeytânî engeli tanımamak gerekir. Kurban edilen ise Hz. İsmâil’dir; muharref Tevrat’ta geçtiği gibi Hz. Ya’kub değildir (Feyizli, S.109-113).

Biz ona (şöyle) seslendik: “Ey İbrâhim!”
37/104
“Gerçekten rüyâna sadâkat gösterdin. Şüphesiz ki biz, iyi hareket edenleri böyle mükâfâtlandırırız.”
37/105
“Hakîkaten bu, apaçık imtihanın ta kendisidir.”
37/106
(Oğluna karşılık) ona büyük bir kurbanlık (koç) fidye verdik.
37/107

Kabe’nin Yapılışı
Zaman geçti, İsmail (a.s) 30 yaşlarına geldi. Hz.İbrahim’in (a.s), 30 yıl önce ailesini ıssız bir çöle getirip yerleştirmesinin asıl amacını yerine getirme zamanı gelmişti. Aslında Hz.İbrahim(a.s), Allah’ın emri ile ailesini, Hz.Adem (a.s) tarafından yapılan ve yer yüzündeki ilk ibadet yeri olan mabedin temellerinin bulunduğu yere getirip bırakmıştı.

Şüphesiz insanlar(ın ibâdet ve ziyâreti) için kurulan çok mübârek ve âlemlere hidâyet kaynağı olan ilk ev (ilk mâbed), Mekke’deki (Kâbe)dir.
3/96

Bir zaman Beyt(ullah)’ın yerini İbrâhim’e belirlemiş (ve O’na şöyle vahyetmiş)tik: “Bana hiçbir şeyi eş tutma, tavaf edenler, (ibâdet için) duranlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tut.”
22/26
(Rasûlüm!) İnsanlar içinde haccı ilan et; gerek yaya, gerekse uzak yoldan zayıf develer üzerinde sana gelsinler.
22/27

Hz.İbrahim (a.s) ve oğlu Hz.İsmail (a.s), eski temellere ulaşıncaya kadar toprağı kazmaya devam ettiler. Eski temellere ulaştıklarında,bu temellerin üzerine Kabe’yi inşa ettiler.

Dua
Bu sırada yaptıkları duadan da Kur’an-ı Kerim’de şöyle bahsedilir:

Hani İbrâhim Beyt(ullâh)’ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltirken (şöyle duâ etmişti:) “Ey Rabbimiz! Bizden (yaptığımızı) kabul buyur. Şüphesiz sen (bizi hakkıyla) işiten ve bilensin.”
2/127
“Ey Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olanlardan kıl; soyumuzdan da sana boyun eğen (müslüman) bir ümmet meydana getir; bize ibâdet yer (ve usûl)lerini göster, (kusurlarımızı affedip) tövbemizi kabul buyur. Çünkü sen, tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edensin.”
2/128
“Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden, senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek ve onları (şirkten ve kötülükten) arındıracak bir peygamber gönder. Şüphesiz sen, azîz ve hakîm (hüküm ve hikmet sâhibi)sin.”
2/129

İbrahim (a.s)’ın bu duasının sonucunun Muhammed (a.s) olduğu Kur’an-ı Kerimdeki şu ayetten anlaşılmaktadır:
Nitekim (size nîmetimi tamamladığım gibi) içinizden, size âyetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden (şirkten, maddî ve mânevî kirlerden ve kötülüklerden temizleyen), size Kitab’ı ve hikmeti (ve O’nun hükümlerinin uygulamasını) öğreten ve bilmediklerinizi bildiren bir Rasûl gönderdik. [bkz. 3/164; 62/2]
2/151
Hz.Peygamber de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Ben Atam İbrahim’in duası, İsa bin Meryem’in müjdesi ve annemin rüyasıyım ki, annem bana hamile iken rüyasında, Şam köşklerini kendisine aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştü. Zaten peygamber anneleri böyle rüyalar görürlerdi”
Ahmed bin Hanbel (Müsned)

Menu

  • AnaSayfa
  • Hakkımızda
  • İletişim

e- dergi

Gayemiz

Ülkemizde, Çevre, Kültür ve Ahlak duyarlılığına sahip resmi ve özel kuruluşlarla dayanışma halinde, temiz ve yaşanabilir bir çevre idealini benimsemiş milli kültür ve ahlak sahibi insanlardan meydana gelen bir toplumun oluşmasına katkıda bulunmak

Çevre

  • Çevre, Orman ve Ağaç nedir?
  • Su-Yeraltı Yerüstü Suları ve Kirliliği
  • Ormanlarımız ve Faydaları
  • Ormancılık ve Ürünleri Hakkında Bilgiler
  • En Yakın Çevremiz: Evimiz
  • Hava Kirliliğinin Beden Sağlığımıza Etkileri
  • Kullanılmış Kağıtların Geri Kazanımı
  • Çevre Korumasının İnsanın Doğal Yaşamına Etkisi
  • Çevre Kirliliğininin Enfeksiyonların Oluşumu Ve Yayılmasındaki Rolü; Alınması Gereken Tedbirler

Kültür

  • Kültürümüz ve Dilimiz
  • Kültür Nedir? ve Kültürün Tarifi
  • Kültür’ün Kademeleri ve Unsurları
  • Kültür ile Medeniyet (Civilisation) Arasındaki Farklar
  • Kültür Emperyalizmi
  • Kültür Sahasında Gerçekler
  • Milli Kültürümüz

Ahlak

  • Ahlak alt sayfa

Uşak İlimiz

  • Genel Bilgiler
  • Tarihi ve Coğrafyası
  • Tarım ve Sanayi
  • İlçelerimiz
  • Siyaset,Sanayi Tarihi ve Meşhurları
  • Karun Hazineleri Uşak’ta
  • Festival, Şenlik ve El sanatları
  • Evliya Çelebi gözü ile Uşak
  • Uşak Şivesi, İlenmeleri ve Efsaneleri
  • İlkler Şehri Uşak
  • Destanlar,Türküler,Tekerlemeler, Ninniler, Atasözleri ve Bilmeceler
  • Cirit, Halk Oyunları ve Kıyafetler
  • Ne Alınır?,Ne Yenir?,Yapmadan Dönme

Uşak Haritası

Son Haberler

  • Türkiye Birincisi İstanbul’dan
  • Türkiye Finali Sultanahmet’te
  • KUR’AN-I KERİM’İ VE MEALİNİ GÜZEL OKUMA YARIŞMASI
  • Kılavuzsuz Olmaz
  • Google’da Bilgi Aramanın İpuçları
  • Sünnet deyip geçmeyin
  • Keneler en çok nereden ısırıyor?
  • Şiddet İçerikli Bilgisayar Oyunları
  • Değerli Dostumuz
  • Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “El-Emin” Vasfı