• kab
  • kad
  • saglik
  • faaliyet
  • son
  • mzk
  • mec
  • mnc
  • tebessum

Günün Sözü

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
M.Es'ad COŞAN (Rh.A.)

Kategoriler

  • Duyuru ve Haberler (8)
  • Kategorilenmemiş (11)

Üyelik

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

AKRA Haber Uşak 99.0

Uşak Haber

Uşak Hava Durumu


 

Nöbetçi Eczaneler

Piyasalar

Ziyaretçi

  • 01 ziyaretçi çevrimiçi
  • destekleyen WassUp
7
May

Kitapları

Gönderen: admin
Uşak Çevre Kültür ve Ahlak Derneği
BAŞMAKALELER – 1 (İSLÂM DERGİSİ BAŞMAKALELERİ)

mec_bm1_011“Elhamdülillah Müslümanız, gayemizin kaynağı imanımızdır. Biliyoruz ki, dünya bizim asıl yurdumuz değil, muvakkat bir imtihan yeri. Ömrümüzün rüzgâr gibi süratle geçip gittiğini gördükçe, ahiretimiz için halisane ve yoğun Salih ameller işlemek gerektiğini daha kuvvetle hissediyoruz. Fırsat kaçmadan insanlık için faydalı işler yapmalı; dinimize ve din kardeşlerimize bütün imkânlarımızı kullanarak hizmet etmeliyiz.”
Böyle diyordu, Merhum Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi, İslam Mecmuası’nın 1983′te yayınlanan ilk sayısının ilk başyazısının ilk cümlelerinde… Gayesi insanlığın kurtuluşuydu…
Aylık dergi olarak Eylül 1983′te yayın hayatına başlayan İslâm, Haziran 1998′e kadar 15 yıl boyunca ülkemiz insanının ilim, kültür, sanat ve düşünce seviyesinin yükselmesine önemli katkı sağlamış; dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan mazlum ve mağdur insanların durumu ile ilgilenmiş; dünya müslümanlarının Türkiye müslümanları ile tanışmasında büyük çaba sarf etmiştir.

Dergide yayınlanan başyazılar kronolojik sıraya göre aynen bu kitaba alınmıştır. Makalelerde yer yer o gün için önemli olup sonradan önemini kaybetmiş bazı güncel meselelerin işlenmiş olduğu görülecektir. Bu tür yazıların, Hocaefendi’nin düşünce dünyasını bir bütün olarak tanımak ve o günün şartlarını değerlendirmek açısından önemli katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz.

Başyazılarda yer almış ve kaynakları verilmemiş olan âyet, hadis, kelâm-ı kibâr ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Uzun zaman aralığında yazılan yazılar içerisinde kimi kelime ve kavramlardaki yazım farklılıkları giderilerek bir imlâ birlikteliği sağlanmıştır. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir.

Yaygınlığı, etkisi ve ortaya koyduğu anlayışla geniş bir kesime etkili bir çığır açmış olan İslâm dergisinin, olayların peşinden sürüklenmeden, her bir sayısında bir gündem üretmiş olan başmakaleleri okunduğunda aynı mesajın bugüne olduğu kadar yarınlara da ne kadar hitap ettiği anlaşılacaktır.

BAŞMAKALELER – 2 (KADIN ve AİLE DERGİSİ BAŞMAKALELERİ)

bm211Kadın ve Aile, Nisan 1985′te yayın hayatına başlamış ve Haziran 1998′e kadar yayınını sürdürmüş olan, alanının ülkemizdeki ilk ve en başarılı dergilerinden biridir. Hanımlara mesafe aldırmak için kendi kulvarında lider bu dergiyi kültür ve irfan dünyamıza kazandıran Merhum M. Esad Coşan Hocaefendi, hedef kitleyi hitap aldığı şu cümleleriyle aileye bakışını özetlemiş ve derginin amacını ifade etmiştir:
“Biz, yuvayı dişi kuşun yaptığını, aile fertleri arasındaki sıcak ve sevimli sevgi bağlarının sayesinde sağlandığını biliyoruz. Sizler yuvanın direği, toplumumuzun temellerisiniz. (…) Ülke ekonomisini dilerseniz siz düzenler; lüksü israfı önler; üretimi, kaliteyi kontrol edersiniz.”  Dergiyi alan, okuyan, istifade eden kitleler her ayın ortasını iple çekmiş, eline geçer geçmez bir mektup gibi gördükleri başmakaleleri tekrar tekrar okumaktan kendilerini alamamıştır. Karşısındakiyle sohbet eder gibi yazan Hocaefendi’nin bu mektuplarında, kimi zaman güncel olaylar enine boyuna kritik edilmiş, hadiselerin duyarlı bir müslüman bakış açısı ve farkı ile nasıl yorumlandığı görülmüş; kimi zaman ise değişmeyen ve pörsümeyen insânî ve İslâmî anlayışın yeni bir söylem ve dille aktarıldığına şahit olunmuştur.

Dergide yayınlanan başmakaleler kronolojik sıraya göre aynen bu kitaba alınmıştır. Başmakalelerde yer almış ve kaynakları verilmemiş olan âyet, hadis, kelâm-ı kibar ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Uzun zaman aralığında yazılan yazılar içerisinde kimi kelime ve kavramlardaki yazım farklılıkları giderilerek bir imlâ birlikteliği sağlanmıştır. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir.

BAŞMAKALELER – 3 (İLİM SANAT VE PANZEHİR DERGİLERİ BAŞMAKALELERİ)

bm31Bu kitap , Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi tarafından yayın hayatına kazandırılmış olan İlim ve Sanat dergisi ile Panzehir dergisinin, yine Esad Coşan Hocaefendi tarafından kaleme alınmış olan başmakalelerinden oluşmaktadır.
İlk sayısı Mayıs 1985 yılında çıkan İlim ve Sanat dergisi, 48. sayısı ile 1998′de yayın hayatına ara vermiştir. Dergi’de iletişimden eğitime, Avrupa Topluluğu’ndan demokrasiye, hukuktan enerjiye, çevreden şehirciliğe pek çok mesele dosya konusu yapılmıştır. Dosyalar ve sair bağımsız yazılar alanlarının uzmanlarınca ele alınmıştır. Dergi, üslûbu, hedef kitlesi, konuları ele alış ve sunuş biçimi ile çeşitli kesimlerin ilgisini çekmiş, o yayın hayatı boyunca bir okul vazifesi görmüştür.
Üniversite öğretim üyelerinden, yurt dışında eğitim görmüş elemanlardan, yüksek dereceli idarecilerden, uzman planlamacılardan, olgun şahsiyetlerden müteşekkil, geniş bir ilim ve irfan çevresi derginin hedef kitlesini oluşturmuştur.

Başmakalelerde müslümanların sahip olduğu ve sahip olması gereken ilim ve sanat anlayışı enine boyuna işlenmiş; maddî ve mânevî kurtuluş; metotlu çalışmaya, ilmî araştırmalara, dış dünyadaki yenilik ve gelişmeleri dikkatle takibe, yeni ve orijinal, yapıcı ve üretici olmaya bağlanmıştır.
Asil ecdadımızın, kahramanlıkta olduğu kadar, ilim ve sanatta da öncü oldukları, hem akla, hem kalbe dayanarak ilerleyip yükseldikleri, kıtalar fethettikleri; maddî ve mânevî değeri yüksek medeniyetler kurdukları fikri işlenmiş; ilim ve irfan, fikir ve sanat çığırı açmaya, tüm insanlığa ışık tutulmaya çağırılmıştır.

DİLİMİZ VE KÜLTÜRÜMÜZ

dk1Merhum M. Esad Coşan Hocaefendi, Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyesi olarak İlâhiyat Fakültesi’nde uzun yıllar hocalık yapmış, Türkçe-Kompozisyon ve Türk-İslâm Edebiyatı gibi dersler okutmuştur. Bunun yanında 1967-68 eğitim döneminde Ankara Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Özel Yüksek Okulu’nda, 1977-80 yıllarında da Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nde “Türk Dili ve Hümaniter Bilgiler” dersleri vermiştir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın “Türk Dili ve Edebiyatı Özel İhtisas Komisyonu” çalışmalarında bulunmuştur.
Hocaefendi’nin, bahse konu olan dersler için hazırladığı notları zaman içerisinde derlenerek bir kitap haline getirilmiş ve daha önce Türk Dili ve Kültürü adı ile yayımlanmıştı. Çeşitli baskıları ile pek çok insanın yararlandığı bu kitap, aslında her lise ve üniversite öğrencisinin olduğu gibi kendini yetiştirmek, kültürünü geliştirmek, ufkunu genişletmek isteyen; geniş ve sağlam kültürlü, görgülü, terbiyeli, topluma yararlı, güzel konuşan kimseler olmak hedefinde olan bütün toplum kesimlerine de rehber niteliğinde bir çalışmadır. Ancak isminin, spesifik bir alana hitap ediyor olması imajını vermesinden dolayı, bizce bu niteliğinden yeterince istifade edilememiştir.

Kitap, yukarıda bildirilen hedefin gerçekleştirilmesi için sahip olunması gereken maddî ve mânevî donanımları, özet olarak, sevimli ve sevdirici bir üslupla, “etrafını câmî ağyârını mânî” bir şekilde işlemektedir. Bu çerçevede verimli ve muntazam çalışmanın altın kurallarını, hafızayı kuvvetlendirmenin ve muhakeme kabiliyetini geliştirmenin yollarını göstermekte, dikkatli olmanın, çok okumanın, iyi dinlemenin, güzel not tutmanın, konuşma ve yazma faaliyetlerini düzenlemenin tekniklerine ait gerekli bilgiler vermektedir. İnsanın bu hedefine ulaşmak için önündeki en büyük engeller sıralanmakta ve bunların başında tembellik ve kötü arkadaşın geldiği vurgulanmaktadır.

TARİHİ VE TASAVVUFİ ŞAHSİYETLER

mec_tts1Milletler veya devletler, millet olabilmek için kimi zaman kahraman ve tarih icat etmeye çalışırlar. Potansiyel olarak model ihtiyacı duyan nesillerine bu kahraman ve tarihlerini örnek göstermek suretiyle geleceği inşa etmelerini beklerler. Bizler ise doğal bir kültürel doku ve zengin bir tarihe sahibiz. Tarihimiz ruh safiyeti ve derinliğine sahip, insan kitlelerini fazilet şahikası haline getirmeyi başarmış kültür, ilim, fikir ve siyaset hazinelerimiz olan büyüklerimiz ile doludur. Bu yüzden ne hayâlî kahraman ne de hayâlî tarih icat etmeye ihtiyacı vardır. Onların ruh yüceliğini, örnek ahlâkını, düşünce ve duygularını ortaya çıkarmak, insanlığa sunmak, gerek kültür tarihimiz, gerekse geleceğin ümidi olarak görülmek istenen gençlere örnek göstermek yönünden son derece önemlidir.
Merhum M. Esad Coşan Hocaefendi zikrettiğimiz düşünce ve “Kadir bilen milletler içinden kadri bilinecek insanlar çıkar.” düstûrundan hareketle, yaşadıkları zamanlarda insanlara ümit ışığı olmuş, yolunu kaybettiği zamanlarda yön göstermiş, kitle için yaşama aşkına sahip gönül mimarlarını tanıtmak için sağlığında, pek çok büyüğümüz hakkında konuşmalar yapmış, sempozyum ve toplantılar tertip ettirmiş, yazılar yazmış ve yazılmasına vesile olmuştur. Ayrıca tavsiyesiyle kurulan yerel sivil toplum kuruluşlarına da onların adlarını vermek suretiyle hatıralarını yaşatmayı hedeflemiştir.

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında dolu dolu bir hayat sürmüş, toplumumuzun ilim ve irfan hayatında açık etkileri olmuş M. Esad Coşan Hocamız’ın şimdiye kadar yayımlanmış yayımlanmamış bütün eserlerini okuyucularımıza, fikir ve kültür hayatımıza sunarken kendisini rahmetle yâd ediyoruz. Mevlâ ruhunu şâd ve mesrûr, merkad-i pâkini pür-nûr, mânevî makamını âlâ eylesin.

MEHMED ZAHİD KOTKU (Rh.a.) HAYATI

mzk1Mehmed Zahid Kotku rahmetullâhi aleyh yakın tarihimizin mânevî büyüklerinden, âbide şahsiyetlerinden biridir. Ondokuzuncu yüzyılın sonunda dünyaya gözlerini açmış, bir asra yakın hayat sürmüştür. Ülkemizde ve dünyada önemli tarihî hadiselere, köklü değişme ve gelişmelere tanıklık etmiştir. Birinci Dünya Savaşı’na bizzat katılmıştır. İstanbul’un önemli medreselerinde ilim tahsilinde bulunmuş, 1920 senesinde Gümüşhâneli tekkesine gidip gelmeye başlamış ve devrin önemli ilmî, fikrî, siyâsî ve asavvufî simalarından olan Ömer Ziyâüddîn-i Dağıstânî hazretlerine intisap etmiştir.
Mehmed Zahid Kotku rahmetullâhi aleyh sade, yalın, mütevazi, iddiasız… yaşayış ve duruşuna rağmen, ülkemiz irfan, siyaset ve sosyal hayatında derin tesirler, kalıcı izler bırakmıştır.
Bu eser, halefi Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin onun hakkında çeşitli vesilelerle, farklı zaman ve mekânlarda yazdığı yazı ve yaptığı konuşmalardan oluşmaktadır.  Bu eserle Mehmed Zahid Kotku rahmetullâhi aleyh’i daha yakından tanıyıp onun feyizli âleminde seyrine doyulmaz bir gezintiye çıkarken, Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin İslâm’a, insana ve tasavvufa bakışına dair de ipuçları yakalayacaksınız.

Kitapta, yer alan âyet, hadis, kelâm-ı kibar ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir. Ayrıca her konuşmanın başına dipnot olarak o konuşmanın nerede yapıldığı verilmiştir.

İSTANBUL’UN FETHİ ve FATİH

iff1İstanbul’un Fethi dünya tarihinin en önemli hadiselerinden birisidir. Fethin temelinde iman vardır, azim vardır, sebat vardır, sabır vardır, aşk vardır; insanlığın insanlık dini İslâm ile buluşturulması gereğine olan inanç vardır; küfrün sembollerinin ortadan kaldırılarak imanın direğinin dikilmesinin azmi vardır… Hz. Peygamber’in (sav) “Fetih Hadisi” diye bildiğimiz tebşirinin bu hadisede temel bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bu yüzden Peygamber Efendimiz’e olan imanın gereği olarak onun yolunda insanlığa ışık saçmış olan kişiler ve olaylar unutulmamalı, unutturulmamalı; bu kişi ve onların ortaya koydukları aksiyon asıl veçhesiyle aydınlatılmalı, ortaya konulmalıdır. İdealist nesiller bu şekilde kendilerine müspet örnekler bulmuş olurlar.
Toplumun aydınlarının, yetişmiş kesimlerinin bu kahramanları aslî hüviyetleriyle tanıtmak ve toplumun önüne koymak gibi bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yüzden, Esad Coşan Hocamız, her fırsatta geçmiş büyüklerimizi tanımak ve tanıtmak adına yazılar yazmış, konuşmalar yapmış, sempozyumlar düzenletmiş, bu tür faaliyetlerin yurdun her tarafında gerçekleştirilmesini tavsiye etmiştir. Bu kabilden olarak yazı ve konuşmalarında en fazla yer verdiği şahsiyetlerden birisi de Fatih Sultan Mehmed olmuştur. O, İstanbul’un fetihle birlikte işgal edilmediğini, inşa edildiğini devamlı surette işlemiş, fethin Osmanlı’nın gerçek kuruluşunu sağladığını vurgulamıştır. Fatih Sultan Mehmed’in ve onun hediye ettiği İstanbul’un Fethi’nin meyve olduğunu vurgulayan Hocaefendi, bunu anlamak için arka plandaki zihniyeti iyi kavramak gerektiğini söyler; pek çok insanın bu gerçeği anlamadığını, anlayamadığını o yüzden yazılan tarihlerin önemli bir kısmının meseleyi anlatmaktan uzak olduğunu vurgular. Bu yüzden tarihçileri İstanbul’un Fethi’ni gerçek boyutlarıyla yazmaya davet eder. Hatta vakit ve fırsat bulsa bu işi gerçekleştirmeyi istediğini bildirir.

Esad Coşan Hocaefendi, zikredilen duygu ve düşüncelerle Fetih ve Fatih üzerinde üç ayrı konuşma gerçekleştirmiştir. Bu konuşmalar deşifre edildikten sonra yazı diline aktarılmaya çalışılmıştır. Konuşma esnasında geçen âyet, hadis, kelâm-ı kibâr ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğu kadar tespit edilerek dipnotta verilmiştir. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini olaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir.

HATİBOĞLU MUHAMMED VE ESERLERİ

hme11Bu eser 1965 senesinde savunulmuş olan bir doktora tezidir. Tamamlanmasının üzerinden 43 yıl geçmiş olmasına rağmen konu ile ilgili doğrudan ya da dolaylı çalışma yapan araştırmacılar bu eserden istifade edememiş, bu yüzden de, kanaatimizce, ortaya konulan emeklerde bir eksik yön kalmıştır.
Çoğu akademisyen ve araştırmacı için yaptığı çalışma son noktayı koyacak aşamaya gelmez. Mutlaka tamamlanması gereken yönleri vardır. İster ki bu eksiklikler de tamamlansın ve eser ondan sonra meraklısının istifadesine sunulsun. Ne yazık ki çalışmalarını gönlünce istediği noktaya getiren kimse sayısı pek nadirdir.
İşte Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri kitabının hikâyesi de aynen böyledir. Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi doktora tezi olarak hazırladığı bu eserin eksiklerini tamamlamayı hedeflemiş, bu maksatla fişler hazırlamış, elindeki nüshaya derkenar düşmüştür. Ne çare ki yoğun çalışma temposu ve zaman içerisindeki yönelimleri bunların ikmaline izin vermemiştir. Kendisiyle 1998 senesinde yaptığımız bir görüşmede, bu eserlerinin eksiklerini gidererek yayınlamayı çok arzu ettiğini, buna fırsat bulamadığını, hiç olmazsa mevcut halleriyle yayımlanmasının faydadan hâlî olmayacağını, yayımlanması gerektiğini ifade etmişti. Osmanlı’nın kuruluş dönemi ileri gelen alim profili ve onların ortaya koyduğu mahsullerin tipik bir örneğini Hatiboğlu Muhammed’de bulmaktayız.

Şayet Esad Coşan Hocaefendi, bölük pörçük olan malzeme kırıntılarını bir araya getirip sentezini yapmış, ortaya bu nitelikli çalışmayı koymuş olmasaydı bu şahsiyet ve eserleri de pek çok benzerinde olduğu gibi halen günyüzüne çıkmamış olacaktı.
Bir akademik gayret ile çalışılan bu konu Merhum Hocaefendi’nin önüne yeni imkânlar ve araştırma konuları sunmuş, o da bunları tarihî bir sorumluluk bilerek toplumun istifadesine arz etmiştir. Bunların başında Hatiboğlu Muhammed’in Türkçe’ye çevirdiği Hacı Bektâş-ı Velî’nin Makâlât adlı muhalled eseri gelir. Bu eserin yayımlanması ilim erbabı arasında olduğu kadar, fikrî ve sosyal hayatımızda da tesirler icra etmiştir, etmektedir.

Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri adlı bu doktora çalışması, içeriği aynen muhafaza edilerek dipnotlandırma, kaynakların künyelendirilmesi vs. teknik yönlerden bugünkü standartlarda yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin kendi elindeki nüshaya düştüğü derkenarlar, metin içerisinde köşeli paranteze alınarak, metin dışında ise “editör” kaydı ile dipnota ilave edilmiştir. Sonuna eklediğimiz ayrıntılı dizin araştırmacıların işini hayli kolaylaştıracaktır.

İDEAL YOL

ideal-yol1 İdeal Yol, Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin 1960, 70 ve 80′li yıllarda çeşitli gazete, dergi ve yıllıklarda yazdığı yazılar ile yine aynı senelerde TRT radyo ve televizyonunda yapmış olduğu konuşmaların kendisi tarafından kaleme alındığı metinlerinden oluşmaktadır. Kimileri de yazmaya başlayıp tamamlayamadığı veya tamamlasa da bir yerde yayımlayıp yayımlamadığını tespit edemediğimiz yazılarından oluşmaktadır.
M. Esad Coşan Hocaefendi okurlarının hemen hemen tamamına yakını, ona ait olan bu metinlerden ilk defa haberdar olacak, onun kendine has üslubuyla kaleme almış olduğu yazılarını keyifle okuyacak, bilgilenecek ve bir medeniyetin ikliminde seyr ü sefer etmenin hazzını yaşayacaktır.
Hocaefendi, bu günün insanına bazen öğrenci yıllıklarının sayfalarından, bazen gazete köşesinden, bazen dergi sayfalarından, bazen radyo stüdyosundan, bazen de televizyon ekranından seslenirken günün dilini yakalamış, her kesimden her seviyeden insanın idrakine, duyuşuna ve anlayışına hitap etmesini bilmiştir.

Kitapta birbirine yakın konulu yazılar bir araya getirilmek suretiyle kendi içerisinde genel bir tasnife tabi tutulmuştur. Kaynakları verilmemiş olan âyet, hadis, kelam-ı kibar ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Geniş zaman aralığında yazılan yazılar içerisinde kimi kelime ve kavramlardaki yazım farklılıkları giderilerek bir imlâ birlikteliği sağlanmıştır. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir. Ayrıca her bir yazının nerede yayınlandığı dipnotta verilmiştir. Yapılan konuşmaların da eğer tespit edilmişse TRT’de hangi tarihte konuşulduğu kaydedilmiştir.

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında dolu dolu bir hayat sürmüş, toplumumuzun ilim ve irfan hayatına etki etmiş olan M. Esad Coşan Hocamız’ın şimdiye kadar yayımlanmış yayımlanmamış bütün eserlerini okuyucularımıza, fikir ve kültür hayatımıza sunarken kendisini rahmetle yâd ediyoruz. Mevlâ ruhunu şâd ve mesrûr, merkad-i pâkini pür-nûr, mânevî makamını âlâ eylesin.

ESERDEN BİR MAKALE:

İDEAL YOL*

Son sınıfta bulunan bir öğrencim, mezuniyet imtihanlarına girmek ve diploma almak üzere oldukları sıralarda bana, “Hocam! Mümkün olsaydı birinci sınıfa yeniden kaydolur, şimdiye değin edindiğim tecrübelerin ışığında, değişik ve daha aktif bir anlayışla Fakülte’yi bir kere daha okurdum.” demişti.

Çoğumuz iyi değerlendiremediğimiz, mahiyetine derinden derine nüfuz edemeden yaptığımız çalışmaların, harcadığımız zamanların sonunda, buna benzer temennilerde bulunmuş, tahassür ve nedamet izhar etmişizdir. Vaktinde uyanarak elden kaçırdığımız birtakım fırsatları telafi etmemiz şüphesiz imkân dahilindedir.

Beni en çok düşündüren, hatta korkutan şey, son pişmanlık demi, “merdivenleri ağır ağır çıkıp bitirdikten sonra, eteklerinde dökülmüş, gümüş renkli bir yığın yaprağı görüp semaya ağlayarak bakılan” zamandır. Dünyadan göç etme anında pişmanlık  duyulmayan bir ömür; zekice, dinamik ve verimli geçirilmiş bir hayat… ne kadar büyük bir zafer!

Yâdında mı doğduğun zamanlar?
Sen ağlar idin gülerdi âlem.
Bir öyle ömür geçir ki olsun
Mevtin sana hande, halka mâtem… (1)

Benim, mezun olan veya yeni gelen öğrencilere, okuyuculara ve herkese, burada hatırlatmak istediğim nokta şu: Çevrenizde bir yığın insan ve bir o kadar da fikir veya fikirsizlik var: Vurguncu, eyyamcı, kozmopolit, anarşist, sosyalist, komünist, epikürist, idealist, memleketçi, devrimci, bölgeci, ırkçı, ümmetçi vs. Siz, en son nefesi düşünerek; o anda “eyvah”larla, “keşke”lerle dövünmemeyi; bin kere, milyon kere ölmekten daha beter, kaskatı bir yeis içinde beyhude çırpınmamayı gaye edinerek kendinize bir yol seçiniz. Hakk’ın emrinde, insanlığın ve insanların hizmetinde; başınızda en yüksek ve en asil fikirler, kalbinizde en ılık, en tatlı, en müşfik duygular; bilgili, şuurlu ve vakur adımlarla ebediyete doğru ilerleyiniz. Sarsılmaz, eskimez bir ülkünüz bulunsun; yarınınız bugünden daima daha ileri ve yüksek olsun!

İçsen bu sudan, bir daha, dostum; susamazsın…
Bir hâl gelir… ağlayamazsın, susamazsın! (2)


——-
* Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1949-1969 Mezunları Yıllığı.
1. Kime ait olduğu bilinmeyen bu şiirin Farsça ve Arapça’sı için bk. Mahir İz, Yılların İzi, 232.
2. Arif Nihat Asya, Bütün Eserleri Şiirler: 1, s. 218.

AKADEMİK MAKALELER

akademik-makaleler-kapak1Akademik Makaleler, Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin, kaleme aldığı akademik makalelerinin toplu olarak bir araya getirilmesinden oluşmaktadır.1960′lı yıllardan 1980′li yıllara kadar yazılmış olan bu makalelerin önemli bir kısmı çesitli dergilerde yayımlanmış, bir kısmı da daktilo edilmiş olmasına rağmen herhangi bir yerde yayımlanmamıştır. Kendi hususi kütüphanesinde daktilo edilmiş halde bulduğumuz ancak nerede yayımlandığını tespit edemediğimiz yazılardan bazılarının çesitli dergilerde yayımlanmış olması da mümkündür.Dil, tarih, edebiyat ve kültür alanlarında geniş bir yelpaze içinde ele alınan makaleler akademik camia için olduğu kadar meraklıları için de önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.


internetpazar1Kitapları Satın Almak İçin Tıklayınız

Menu

  • AnaSayfa
  • Hakkımızda
  • İletişim

e- dergi

Gayemiz

Ülkemizde, Çevre, Kültür ve Ahlak duyarlılığına sahip resmi ve özel kuruluşlarla dayanışma halinde, temiz ve yaşanabilir bir çevre idealini benimsemiş milli kültür ve ahlak sahibi insanlardan meydana gelen bir toplumun oluşmasına katkıda bulunmak

Çevre

  • Çevre, Orman ve Ağaç nedir?
  • Su-Yeraltı Yerüstü Suları ve Kirliliği
  • Ormanlarımız ve Faydaları
  • Ormancılık ve Ürünleri Hakkında Bilgiler
  • En Yakın Çevremiz: Evimiz
  • Hava Kirliliğinin Beden Sağlığımıza Etkileri
  • Kullanılmış Kağıtların Geri Kazanımı
  • Çevre Korumasının İnsanın Doğal Yaşamına Etkisi
  • Çevre Kirliliğininin Enfeksiyonların Oluşumu Ve Yayılmasındaki Rolü; Alınması Gereken Tedbirler

Kültür

  • Kültürümüz ve Dilimiz
  • Kültür Nedir? ve Kültürün Tarifi
  • Kültür’ün Kademeleri ve Unsurları
  • Kültür ile Medeniyet (Civilisation) Arasındaki Farklar
  • Kültür Emperyalizmi
  • Kültür Sahasında Gerçekler
  • Milli Kültürümüz

Ahlak

  • Ahlak alt sayfa

Uşak İlimiz

  • Genel Bilgiler
  • Tarihi ve Coğrafyası
  • Tarım ve Sanayi
  • İlçelerimiz
  • Siyaset,Sanayi Tarihi ve Meşhurları
  • Karun Hazineleri Uşak’ta
  • Festival, Şenlik ve El sanatları
  • Evliya Çelebi gözü ile Uşak
  • Uşak Şivesi, İlenmeleri ve Efsaneleri
  • İlkler Şehri Uşak
  • Destanlar,Türküler,Tekerlemeler, Ninniler, Atasözleri ve Bilmeceler
  • Cirit, Halk Oyunları ve Kıyafetler
  • Ne Alınır?,Ne Yenir?,Yapmadan Dönme

Uşak Haritası

Son Haberler

  • Türkiye Birincisi İstanbul’dan
  • Türkiye Finali Sultanahmet’te
  • KUR’AN-I KERİM’İ VE MEALİNİ GÜZEL OKUMA YARIŞMASI
  • Kılavuzsuz Olmaz
  • Google’da Bilgi Aramanın İpuçları
  • Sünnet deyip geçmeyin
  • Keneler en çok nereden ısırıyor?
  • Şiddet İçerikli Bilgisayar Oyunları
  • Değerli Dostumuz
  • Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “El-Emin” Vasfı