• kab
  • kad
  • saglik
  • faaliyet
  • son
  • mzk
  • mec
  • mnc
  • tebessum

Günün Sözü

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
M.Es'ad COŞAN (Rh.A.)

Kategoriler

  • Duyuru ve Haberler (8)
  • Kategorilenmemiş (11)

Üyelik

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

AKRA Haber Uşak 99.0

Uşak Haber

Uşak Hava Durumu


 

Nöbetçi Eczaneler

Piyasalar

Ziyaretçi

  • 03 ziyaretçi çevrimiçi
  • destekleyen WassUp
20
Mar

İnsan Kur’anla Niçin ve Nasıl Buluşmalı?

Gönderen: admin
Uşak Çevre Kültür ve Ahlak Derneği

İnsan Kur’anla Niçin ve Nasıl Buluşmalı?

b66_kuranİnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan…
İnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan…

Kendisine Yaratıcısı tarafından gönderilen bir mesaj demek olan Allah kelâmının ne demek olduğunu anlamaya çalışmak ise, elbette, bu üstün niteliklere sahip olan yaratığın, yani insanın görevi olmalıdır. Şu halde, insan için, kelâm-ı ilâhiden murâd-ı ilâhinin ne olduğunu anlamaya çalışmamak gibi bir noksanlık düşünülemez. Sözün özü şu ki; insan, kendisine Yaratıcısı tarafından bağışlanmış ve kendisini diğer varlıklardan ayırıcı niteliği olan yüksek akıl nimetini, yine O’nun mesajını anlamak gibi yüce bir gaye uğruna sarf etmelidir ve bu onun en başta gelen görevidir.

Kelimenin tam ve kâmil manasıyla azamet ve büyüklük sahibi olan Allahu zülcelâl, Rahman’dır; yarattıklarına acıyandır. İnsan, kulluk görevini yerine getirirken şaşırabileceği, bütün donanımlarına rağmen aciz kalabileceği için merhamet sahibi Allah, ona bir de kılavuz göndermiştir. Bu kılavuz ilk peygamberden başlamak üzere gönderilen sahife ve kitaplardır. İnsana şu dünya hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini göstermek üzere gönderilen son kılavuz ise, Son Peygamber Muhammed (a.s.) ile gönderilen Kur’an’dır. Kur’an’ın bu özelliğini anlatan âyetin (İsrâ suresi.9) meâli ise şöyledir:

“Şüphesiz ki bu Kur’an, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.”

Kur’an’ın içinde bulunan gerçekleri ve insanlık için nasıl bir kurtuluş reçetesi ve kılavuzu olduğunu Allah Resûlü (s.a.v) meâlen şöyle açıklamıştır:

“Muhakkak ki ileride karanlık gece parçaları gibi fitneler olacak.”

Ey Allah’ın Resûlü ondan kurtuluş nasıl olur? denildi. O buyurdu ki: “Yüce Allah’ın kitabı… Onda sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri ve sizinle ilgili hükümler vardır. O bir eğlence vasıtası değildir. Hak ile bâtılı ayıran bir kelâmdır. Onu kibirlenerek terk edenin Allah belini kırar. Kim doğru yolu ondan başkasından ararsa Allah onu sapıklığa düşürür. O Allah’ın sağlam ipidir. Ve apaçık nurudur. Hikmet dolu Kur’an’dır. Doğru yoldur. Nefsânî arzuların sapıtmamasına, görüşlerin dağılmamasına yegâne sebep odur. Âlimler ona doymaz, Allah’tan korkarak günah işlemekten çekinenler, ondan usanmazlar. Onun ilmini bilen ileri gider, onunla amel eden sevap kazanır. Onunla hükmeden adalet eder. Ona sımsıkı sarılan doğru yolu bulur.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned,1,91, Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili. (Sadeleştirilmiş baskısı)1,223)

“Kur’an” sözü, bir manası da toplamak ve bir araya getirmek demek olan, (Karae) fiilindendir. Bundan dolayı bazı bilginler bu kitaba Kur’an diye isim verilmesini onun Allah’ın diğer kitaplarının semeresini (meyve, fayda, netice ve mahsul) toplayıcı olduğuna ve hatta bütün ilimlerin semeresini toplayıcı olmasıyla açıklamışlardır. Bu açıklamadaki diğer ilâhi kitapların “semeresi=meyvesi” ifadesi dikkat çekicidir. Zira bahçelere dikilen ağaçlardan maksat bizzat kendileri değil meyveleri ve onlardan elde edilecek faydalardır. Bir ağacın faydası meyvesinde toplandığı gibi ilâhi kitapların faydalarının toplandığı meyve de Kur’an’dır. Böyle bir özetlemenin nasıl mümkün olduğunu ise, yüz binlerce sayfalık kitapları, küçücük bir hard diske sığdıran zamanımız insanının aklı herhalde rahat kavrayacaktır. Bu yüzdendir ki Kur’an indiğinden itibaren her çağda yaşayacak insanlara hitap edecek bir kitaptır. Kıyamette de Cenabı Hak insanları Kur’an ile muhakeme edecektir. Bu hakikate inanmayanlara ise Kur’an’ı tebliğ etmek, ama asla zorlamamak gerektiğini yine Kur’an âyeti bize bildirmektedir. Meâllerden istifadeyi teşvik ederken burada bir noktaya dikkat çekilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Unutulmamalıdır ki Kur’an, anlaşılmaz bir kitap değildir. Kur’an düşünülüp ibret alınsın diye indirilmiştir. O kendisini bütün insanlığa duyurmak ve anlatmak için inmiş ve duyurmuştur. İmam-ı Gazali’nin benzettiği gibi, bir hükümdardan bir kimseye içinde bir takım emirler ve yasaklar bulunan mektup/mesaj gelse, o kimse de o emir ve yasaklardan hiçbirine dikkat etmeksizin o mesajı tekrarlayıp dursa nasıl olumsuz, yakışıksız bir durum sergilemiş olursa, Kur’an’ı tekrarlayıp duran ama onun kendisine yönelik emir ve yasaklarını hiç düşünmeyen kimse de aynı duruma düşmüş olmaz mı?! Ancak, meâlleri okurken düşüne düşüne, kendisine ibretler ala ala, dersler çıkara çıkara okumalı ama “meâlciliğe” sapmamalıdır. Yani yeterli donanıma sahip olmayan kimselerin yaptığı gibi iki satır meâl okuyup kendisini müftü, müctehid zanneden gafiller gibi davranmamalıdır. Haddini bilmelidir. Şair ne güzel demiş:

Çeşm-i insaf gibi akıle mizan olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz

Şu atasözümüz de anlayanlar için çok ibret vericidir: “İslam’ın şartı beştir. Altıncısı haddini bilmektir.”

Kur’an’ıKerim’i/meâlini/tefsirini sahabeler ve bu işe gönül vermiş kimseler gibi can-u gönülden okumalı; ilkbaharda bereketli yağmur damlalarıyla canlanan, yeşeren toprak gibi Kur’an’ın feyziyle gönüllerimizi uyandırmalıyız. Rabbimizin sözlerini, gaflet uykusundan uyanmış olarak ve şöyle bir yakarış içinde okuyup anlamaya çalışalım:

“Allah’ım Kur’an’ı kalbimin ilkbaharı eyle!”

Prof. Dr. Ahmet Turan ARSLAN

Menu

  • AnaSayfa
  • Hakkımızda
  • İletişim

e- dergi

Gayemiz

Ülkemizde, Çevre, Kültür ve Ahlak duyarlılığına sahip resmi ve özel kuruluşlarla dayanışma halinde, temiz ve yaşanabilir bir çevre idealini benimsemiş milli kültür ve ahlak sahibi insanlardan meydana gelen bir toplumun oluşmasına katkıda bulunmak

Çevre

  • Çevre, Orman ve Ağaç nedir?
  • Su-Yeraltı Yerüstü Suları ve Kirliliği
  • Ormanlarımız ve Faydaları
  • Ormancılık ve Ürünleri Hakkında Bilgiler
  • En Yakın Çevremiz: Evimiz
  • Hava Kirliliğinin Beden Sağlığımıza Etkileri
  • Kullanılmış Kağıtların Geri Kazanımı
  • Çevre Korumasının İnsanın Doğal Yaşamına Etkisi
  • Çevre Kirliliğininin Enfeksiyonların Oluşumu Ve Yayılmasındaki Rolü; Alınması Gereken Tedbirler

Kültür

  • Kültürümüz ve Dilimiz
  • Kültür Nedir? ve Kültürün Tarifi
  • Kültür’ün Kademeleri ve Unsurları
  • Kültür ile Medeniyet (Civilisation) Arasındaki Farklar
  • Kültür Emperyalizmi
  • Kültür Sahasında Gerçekler
  • Milli Kültürümüz

Ahlak

  • Ahlak alt sayfa

Uşak İlimiz

  • Genel Bilgiler
  • Tarihi ve Coğrafyası
  • Tarım ve Sanayi
  • İlçelerimiz
  • Siyaset,Sanayi Tarihi ve Meşhurları
  • Karun Hazineleri Uşak’ta
  • Festival, Şenlik ve El sanatları
  • Evliya Çelebi gözü ile Uşak
  • Uşak Şivesi, İlenmeleri ve Efsaneleri
  • İlkler Şehri Uşak
  • Destanlar,Türküler,Tekerlemeler, Ninniler, Atasözleri ve Bilmeceler
  • Cirit, Halk Oyunları ve Kıyafetler
  • Ne Alınır?,Ne Yenir?,Yapmadan Dönme

Uşak Haritası

Son Haberler

  • Türkiye Birincisi İstanbul’dan
  • Türkiye Finali Sultanahmet’te
  • KUR’AN-I KERİM’İ VE MEALİNİ GÜZEL OKUMA YARIŞMASI
  • Kılavuzsuz Olmaz
  • Google’da Bilgi Aramanın İpuçları
  • Sünnet deyip geçmeyin
  • Keneler en çok nereden ısırıyor?
  • Şiddet İçerikli Bilgisayar Oyunları
  • Değerli Dostumuz
  • Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “El-Emin” Vasfı