<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uşak Çevre Kültür ve Ahlak Derneği</title>
	<atom:link href="http://www.cevka.org/site/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cevka.org/site</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Dec 2011 12:18:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>7 Milyar Ümmetten 7 Milyar Salavat Kampanyası</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/7-milyar-ummetten-7-milyar-salavat-kampanyasi/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/7-milyar-ummetten-7-milyar-salavat-kampanyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 12:10:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1669</guid>
		<description><![CDATA[  Bu yıl düzenleyeceğimiz kutlu doğum programı “es-Sadık (s.a.v)“ için; manevi bir hazırlık yüksek bir aşk ve heyecan olsun istedik. Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) ile kesintisiz iletişim vesilemiz olan Salavat-ı Şerifeler, milyarlarca söylensin istedik. İstedik ki tüm insanlık adına çekilsin bu salavatlar. İstedik ki haberdar olsun Alemlerin Efendisi…   Bu yazı toplamda 32, bugün ise 0 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<div><a href="http://www.kutludogum.tv/"><img class="alignleft size-full wp-image-1671" title="7-milyar-salavat" src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/12/7-milyar-salavat1.png" alt="" width="315" height="103" />Bu yıl düzenleyeceğimiz kutlu doğum programı “<strong>es-Sadık</strong> <em>(s.a.v)</em>“ için; manevi bir hazırlık yüksek bir aşk ve heyecan olsun istedik. Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) ile kesintisiz iletişim vesilemiz olan Salavat-ı Şerifeler, milyarlarca söylensin istedik. <strong>İstedik ki tüm insanlık adına çekilsin bu salavatlar. </strong>İstedik ki haberdar olsun Alemlerin Efendisi…</a></div>
<p><a href="http://www.kutludogum.tv/"> </p>
<p></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 32, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/7-milyar-ummetten-7-milyar-salavat-kampanyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avustralya Mahmud Es&#8217;ad Coşan Vakfı 6. Uluslararası Kurban Organizasyonu</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/avustralya-mahmud-esad-cosan-vakfi-6-uluslararasi-kurban-organizasyonu/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/avustralya-mahmud-esad-cosan-vakfi-6-uluslararasi-kurban-organizasyonu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2011 09:30:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1662</guid>
		<description><![CDATA[Her yıl büyük hayırlara, çok güzel ve farklı yakınlaşmalara vesile olan Avustralya Mahmud Es&#8217;ad Coşan Vakfı  6.Uluslararası Kurban organizasyonunun sizlerin gayretleri ile daha da gelişeceğine inanıyoruz. Kurban ibâdetimizi kolaylaştırma ve lâyıkıyla yerine getirme hizmeti veren bu büyük organizasyona katılarak, gönül fetihlerinin paydaşı olmak için; Haydi, &#8221; Uzakları &#8220; yakın edelim ! Bu yazı toplamda 161, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.mecfoundation.org.au/TR/3DE27AFE-CC34-4282-BE62-781629DCD23D.aspx" target="_blank"><span style="font-size: small;"><img class="alignleft size-full wp-image-1663" title="Kurban3" src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/10/Kurban3.jpg" alt="" width="226" height="124" />Her yıl büyük hayırlara, çok güzel ve farklı yakınlaşmalara vesile olan</span><br />
<span style="font-size: small;">Avustralya<strong> Mahmud Es&#8217;ad Coşan Vakfı</strong></span><span style="font-size: small;">  6.Uluslararası Kurban organizasyonunun </span><br />
<span style="font-size: small;">sizlerin gayretleri ile daha da gelişeceğine inanıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kurban ibâdetimizi kolaylaştırma ve lâyıkıyla yerine getirme hizmeti veren </span><br />
<span style="font-size: small;">bu büyük organizasyona katılarak, gönül fetihlerinin paydaşı olmak için;</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Haydi, <strong>&#8221; Uzakları &#8220;</strong> yakın edelim !</span></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 161, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/avustralya-mahmud-esad-cosan-vakfi-6-uluslararasi-kurban-organizasyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşündüren resimler</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/dusunduren-resimler/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/dusunduren-resimler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2011 15:16:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1658</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı toplamda 126, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1659" title="resim2" src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/08/resim2.png" alt="" width="307" height="406" /></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 126, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/dusunduren-resimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazanın Ardından ve Şevval Oruçları</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/ramazanin-ardindan-ve-sevval-oruclari/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/ramazanin-ardindan-ve-sevval-oruclari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2011 14:52:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1650</guid>
		<description><![CDATA[Asıl bayram insanın ahirette o hale erişmesi, o sonucu alması: “Kim cehennemden paçayı kurtarır, yakayı kurtarır ve cennete dahil edilecek insanların arasına girebilirse, işte asıl fevz ü felâhı bulmuş, kazanmış olan, işi başarmış, bitirmiş olan odur. Dünya hayatı aldatıcı bir varlıktır, gelip geçicidir.” Elde kalmıyor, kimseye kalmıyor dünya. Er yarın Hak dîvanında belli olur. Kimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/08/264_esad_cosan_hocaefendi.jpg" alt="" title="264_esad_cosan_hocaefendi" width="198" height="224" class="alignleft size-full wp-image-1651" />Asıl bayram insanın ahirette o hale erişmesi, o sonucu alması: “Kim cehennemden paçayı kurtarır, yakayı kurtarır ve cennete dahil edilecek insanların arasına girebilirse, işte asıl fevz ü felâhı bulmuş, kazanmış olan, işi başarmış, bitirmiş olan odur. Dünya hayatı aldatıcı bir varlıktır, gelip geçicidir.” Elde kalmıyor, kimseye kalmıyor dünya.<br />
 Er yarın Hak dîvanında belli olur. Kimin nasıl insan olduğu; mutlu mu, mutsuz mu, iyi mi, kötü mü, yüksek mi, alçak mı olduğu yarın göreceği muameleden belli olacağı için daima onu düşünüyoruz. <span id="more-1650"></span>Ebedî mutluluğu düşünüyoruz ve bayram derken de ebedî bayramı, Allah’ın rahmetine erip, cennetine girme gününü düşünüyoruz, sevgili dinleyiciler!</p>
<p>Bu duygularla size en derin anlamıyla, maddî ve mânevî anlamıyla bayramlar temennî ediyoruz. Allah hem bu dünyada bayram ettirsin, hem de ahirette bayram ettirsin…</p>
<p>Oruç tuttunuz, namazlar kıldınız, dinin güzelliklerini sevdiniz, yaşadınız, derûnî, lâhutî, ilâhî duygular içinde yüzdünüz Ramazan boyunca… Rahmet deryasına daldınız, yıkandınız, kalpleriniz pırıl pırıl nurlandı. Allah-u Teálâ Hazretleri size mükâfat olarak bayram ihsân etti. İşte o bayram içindesiniz ve bir de haftanın bayramı olan cuma… İkisi üst üste geldi; kat kat nurun alâ nur, fazlün alâ fazl, nimetün alâ ni’meh, lütfun alâ lütf oldu… Ne mutlu!.. Allah lütfunu, her zaman böyle kat kat katmerli eylesin…</p>
<p>Dehr kelimesini bilirsiniz, dehr zaman demek. Savmud-dehr diye bir söz var din kitaplarımızda. Savmud-dehr demek, zaman orucu, yâni tüm zamanları oruçlu geçirmek demek. Bazı insanlar diyebilir ki:</p>
<p>“–Ramazan güzel veyahut oruç tutmak sevaplı. Allah oruç tutunca büyük mükâfatlar veriyor. Sabredenin mükâfatı bigayr-i hisâb geliyor. Onun için bütün her zamanımı oruçlu tutayım!”</p>
<p>Her zamanını oruçlu tutmak isteyen bir insan, yâni savmüd-dehri düşünmüş oluyor. Bütün dehri, yaşadığı zamanın gündüzlerini oruçla geçirecek.</p>
<p>Bu makbul değil dinimizde… Çünkü oruç sabır ibadeti. İnsan yemeğe alışmışken, yaşamak için su hakkıyken, yemek hakkıyken, evlilik hakkıyken, oruçta bu haklarından kendisini alıkoyuyor, tutuyor, sabrediyor, iradesini kuvvetlendiriyor. Çok susadığı halde, dudakları çatladığı halde, ağzı kuruduğu halde su içmiyor. Karnı boşaldığı halde, zil çaldığı halde, canı istediği halde yemek yemiyor. Neden?.. Çok kuvvetli duygularını engelemeyi öğreniyor.</p>
<p>Oruçtaki amaç neydi? Bir insan niçin oruç tutuyor?..</p>
<p>“Tâ ki, takvâ ehli kullar olasınız! Tâ ki, Allah’tan korkasınız, sakınasınız!” diye, Allah orucu bize bu sebeple farz kıldığını âyet-i kerimede bildirmiş. Oruçtan amaç takvâ, yâni takva ehli kul olmak…</p>
<p>Onun için ben lâtife yapıyorum, diyorum ki; Ramazan ne ayıdır? Derviş ayıdır, tasavvuf ayıdır, sufi ayıdır. Neden?.. Takvâyı emrediyor, takvâyı amaçlıyor. Yâni tam derviş olmak nasıl mümkün olacaksa, onu sağlayacak bir emir.</p>
<p>Sabır olduğu için, insanın yemek yememeğe alışması lâzım! Zaten vücudunun ihtiyacıdır. Ama her gün oruç tutmaya alışırsa, vücut bunu kabul eder, kendisini ona göre ayarlar. O zaman her gün oruç tutmak zor gelmez. Bilirsiniz, hatırlayacaksınız; “Ramazanın başında, ilk günlerde zor geliyordu oruç da, sonra zor gelmemeye başladı.” diyenleri duymuşsunuzdur.</p>
<p>İnsan alıştı mı artık zor gelmez. Ummadı mı, “Bu gün nasıl olsa iftara kadar yemek yenmeyecek!” diye düşündü mü, canı yemeği hatırlayıp da istemez. O zaman sabır diye bir şey kalmıyor. Onun engellenmesi için istek olmuyor ki, sabır olsun. Bu bakımdan bütün seneyi oruçlu tutmak uygun görülmemiş.</p>
<p>Nasıl olacak?.. En çok tutsa tutsa bir insan, Dâvud AS’ın orucu gibi oruç tutabilir. O nasıl tutarmış, mübarek Dâvud AS?.. Bir gün oruç tutarmış, bir gün tutmazmış. Böylece senenin yarısı oruçlu geçmiş oluyor. Tabii oruç tutmadığı zaman yemek yemeğe alışmış oluyor. Oruç tuttuğu zaman, tam yemek isterken oruç tutmuş oluyor. Bu amacına uygun…</p>
<p>Buna savm-ı Dâvûdî, Dâvud AS’ın tarzında oruç derler. Böyle olabilir. Çok oruç aşıklısı olanlar savm-ı dehr tutmazlar, savm-ı Dâvûdî tutarlar. Bir gün tutup bir gün tutmayıp, bir gün tutup bir gün tutmayıp, böylece o sevapları kazanabilirler.</p>
<p>Ama savm-ı dehr gibi, bütün zamanını oruçlu geçiriyormuş gibi sevap kazanmanın bir yolu, bir kapısı da var, kestirme yolu var. Yâni yolun bir bilinen, uzun asfalt yolu vardır. Bir de kestirmeden, ara yoldan yine aynı yere insan çarçabuk çıkıverir, kestirme yolu var. O kestirme yolu nedir?</p>
<p>Peygamber SAS Efendimiz buyurmuş ki… Rivâyet eden kim? Ebû Eyyûb el-Ensârî RA. Ebû Eyyûb el-Ensârî Efendimiz kimdi? İstanbul’umuzun başının tâcı, medâr-ı iftihârı, mihmandâr-ı Peygamberî, Eyyûb Sultan semtinde, deniz kenarındaki o mübarek camide kabri bulunan Halid ibn-i Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri. Hepimizin rehberi, önderi…</p>
<p>Çünkü ashâb-ı kiram, Peygamber Efendimiz’in ashâbı hangi beldede vefat etmişlerse, o beldenin kıyamet gününde önderi olacak. Mahşere onlarla beraber, onları arkasında toplayıp götürecek. Biz de İstanbullu olduğumuza göre, dinleyicilerimizin büyük bir kısmı İstanbullu olduğuna göre, onların önünde gidecek. Peygamber Efendimiz’e onları kavuşturacak olan, mahşer günü bayrak elinde, mihmandâr-ı Peygamberî… Savaşlara da katılmış zaten. İstanbul’u da fethetmeye gelmiş de burada vefat etmiş.</p>
<p>Ebû Eyyûb el-Ensârî Efendimiz Medine’de, Peygamber Efendimiz’i evinde, Mescid-i Nebevî inşa edilinceye kadar üst katta misafir eden mihmandârı… Yâni evinde ağırlamış olan ev sahipliği yapmak şerefine ermiş olan sahabi. Kurrâ hafız, kuvvetli hafız. Peygamber Efendimiz’in yanında, kendisine vahiy geldiği zaman onları yazan vahiy kâtiplerinden birisi… Peygamber Efendimiz’den sonra Medine-i Münevvere Camii’nin imamlık şerefi kendisine gelmiş. Sonra Medine’de valilik yapmış. Allah şefaatine erdirsin, cennette buluştursun… Mahşer günü sancağı çekip de yürürken, arkasında, Rasûllullah Efendimiz’in yanına onunla varalım inşaallah…</p>
<p>Ebû Eyyûb el-Ensârî RA Efendimiz’den rivâyet edilmiş ki: Peygamber SAS Efendimiz buyurdular ki: “Kim ramazanı tutarsa, sonra da ona Şevvalden altı eklerse, sanki sıyam-ı dehr gibi olur.”</p>
<p>Şimdi biz ramazanı tuttuk, sizler tuttunuz, Allah kabul eylesin, Ramazan tamam… Ramazanı tuttuktan sonra, buna Şevvalden altı eklerse diyor. Şevval, Ramazandan sonraki ay… Şu anda bayram oldu, bayram Şevvalin ilk günleri… Ramazandan sonra gelen Arabî ayın adı Şevval… Bu ay içinde altı eklerse, yâni altı gün oruç tutarsa, ne olur? “Sanki bütün sene, bütün zamanı hep oruç tutmuş gibi olur.” buyuruyor Peygamber Efendimiz.</p>
<p>Demek bu da bütün seneyi oruç tutmuş olmanın, sıyam-ı dehr gibi olmanın kestirme yolu… Öyle yapmıyor ama Ramazanı tutuyor, altı gün de Şevvalden tutuyor. Otuz gün Ramazan, altı gün de o, otuzaltı gün… Otuzaltının on misli ne olur? Üçyüzaltmış eder. Niye on misli diyorum? Çünkü Allah indinde, yapılan ibadetlerin, iyiliklerin mükâfatları en aşağı bire ondur.</p>
<p>“Yapılan iyiliğin mükâfatı en aşağı on mislidir.” Daha fazla olabilir, daha fazla olabilir. Hesaba sığmayacak kadar da çoğa doğru gidebilir bu…</p>
<p>Demek ki, 36′ya bir 0 koyarsak on misli 360 ediyor. 360 da bir sene ediyor. Biliyorsunuz kamerî sene 354 gündür. Fazlasıyla tamamlıyor. Demek ki, İslâm’ın her emri tutarlı, nerden baksan tamam oluyor.</p>
<p>Bu hadis-i şeriften bizim anladığımız nedir, çıkaracağımız ders nedir?.. Bu bayram günleri geçtikten sonra biz yine niyetleneceğiz, altı gün daha oruç tutacağız.</p>
<p>“–Acaba bu altı gün orucu peş peşe mi tutalım, parça parça mı tutalım? Toptan mı tutalım, perakende mi tutalım?..” diyebilir dinleyen kardeşlerimden birileri.</p>
<p>Serbest… İsteyen Şevvalin bu altı gün orucunu peş peşe, toptan, hepsini bir arada tutar. İsteyen de meselâ pazartesi-perşembe, pazartesi-perşembe, pazartesi-perşembe olarak tutar. Ya da Arabî ayların, kamerî ayların ortası eyyam-ı biyz diyoruz, ayın ortasında 13-14-15′i var. Yâni mehtaplı gecelerin gündüzüne eyyam-ı biyz diyoruz; o günleri tutar. Böylece o sevabı öyle de alabilir.</p>
<p>Hangi sevabı alır?.. Hem şevvalin altı gün orucunu tutma sevabı alır; hem de eyyam-ı biyz orucu tutmak diye zaten sevaplı bir şey var, o günlerde oruç tutmak da sevap, onun sevabını alır. Ya da pazartesi-perşembe oruçlarını tutmak sevap, onun sevabını alır.</p>
<p>Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan<br />
 30. 01. 1998 – AVUSTRALYA</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 106, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 04 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/ramazanin-ardindan-ve-sevval-oruclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslâm’ı Anla ve Yaşa</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/islam%e2%80%99i-anla-ve-yasa/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/islam%e2%80%99i-anla-ve-yasa/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 12:36:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1641</guid>
		<description><![CDATA[Mayıs 1986 İslâm, âdemoğlunu esfel-i sâfilînden çıkarıp âlâ-yı illiyyîne ulaştırmak, behimiyyetten kurtarıp insân-ı kâmil haline getirmek için gelmiştir. İçinde her türlü maddî ve mânevî, ferdî ve içtimaî derde deva, her türlü rûhî ve bedenî hastalığa şifa vardır. Ama İslâm parçalanmaz bir bütündür; bir kısmı alınıp, diğer bir kısmı konulursa müsbet sonuç alınmaz; gayr-i muntazam alınan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/08/mec21-279x300.jpg" alt="" title="mec21-279x300" width="279" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1642" />Mayıs 1986<br />
İslâm, âdemoğlunu esfel-i sâfilînden çıkarıp âlâ-yı illiyyîne ulaştırmak, behimiyyetten kurtarıp insân-ı kâmil haline getirmek için gelmiştir. İçinde her türlü maddî ve mânevî, ferdî ve içtimaî derde deva, her türlü rûhî ve bedenî hastalığa şifa vardır. Ama İslâm parçalanmaz bir bütündür; bir kısmı alınıp, diğer bir kısmı konulursa müsbet sonuç alınmaz; gayr-i muntazam alınan ilaçların, bir uyulan bir bırakılan tedavilerin fayda vermediği, bilakis hastalığı müzminleştirdiği, mikroba direnç ve bağışıklık sağladığı gibi…<span id="more-1641"></span></p>
<p>Bugünün müslümanları ise çoğunlukla bu gerçekten bîhaberdir: Ya inanır ama tatbik etmez, ibadete yanaşmaz; ya İslâm’ın bir yönüne taassupla bağlanır, öbür yönlerini ihmal eder; ya müslümanım der ama Avrupa’nın, Rusya’nın, Amerika’nın sapık veya kâfir felsefelerini beğenir benimser; ya din konusundaki sathî bilgisine bakmadan, derin konulara, bilmediği meselelere dalar, sapar ve saptırır; ya Allah’ın rahmetine güvenir, azabına ve gazabına aldırmaz; ya dinin şeklî tarafına özenir, özünü anlamını sezmez; ya kalıbını süsler, kalbini ihmal eder… hâsılı bir yanını eksik bırakır. Şairin dediği gibi:</p>
<p>İslâm’ın kendisinde hiçbir ayıp yoktur:</p>
<p>Gördüğün her ayıp, bizim şahsî Müslümanlığımızdandır.</p>
<p>Dört yandan mâmur bir müslüman görme hasretinden çatlar ölürsünüz. İslâm âleminin bugünkü perişanlığının ana sebebi budur; dünyada çektiklerimiz ve âhirette çekeceklerimiz bu yüzdendir.</p>
<p>Önünde büyük bir fırsat, feyizli bir ay, onun ardında da geniş bir tatil devresi var sevgili okuyucu!</p>
<p>Bu Ramazan’ı sonuncu Ramazan’ın bil, ne olur bu fırsatı iyi değerlendir! Kendin ve çevren, aile efradın veya diğer yakınlarınla İslâm’ı, Kur’an’ı, Resûlullah’ı, dinî ahkâmı; önyargılardan, peşin fikir ve kanaatlerden sıyrılmış olarak, dosdoğru anlamaya çalış! Onlara başka felsefe ve ideolojilerin, hasım inanç gruplarının, misyonerlerin, papazların, münkirlerin gözlüğü ile bakma! İslâm on beş asırlıktır, tarihî bir antika gibi üzerine saygıyla, sevgiyle, ihtimamla eğil, onun doğduğu çağa giderek, geliştiği muhitin şartlarına bakarak değerlendirmesini yap, ana kaynaklarına in, özünü iyi kavra, mesajını doğru al! Çevrede, cehalet veya menfaat, garez veya antipati saikasıyla onu sana çarpıtarak, ezerek, eğip bükerek anlatmaya çalışacak kimseler çoktur. Ama Allah’a sığın, O’ndan sana doğruyu göstermesini iste, araştır! Yirminci yüzyılın mukayeseli fikir ortamı sana gerçeği bulma şartlarını çok şükür ki sağlamıştır.</p>
<p>Doğruyu anladıktan sonra bil ki İslâm ütopya veya faraziye, hayal veya nazariye değildir; İslâm hayat nizamıdır, aklın delili, kalbin cilası ve ruhun gıdasıdır. İlminle amil ol, öğrendiğin İslâm’ı yaşa, şahsî hayatındaki ikilikleri, tezatları kaldır, kendini rûhen ve bedenen, kalben ve ahlâken düzene sok! Her şeyin İslâm’ca olsun. Görünüşün, düşünüşün, davranışın, yaşayışın, tercihin, sevmen veya kızman, desteklemen veya engellemen, emrin veya nehyin, konuşman veya susman imanî bir hakikate dayansın, ulvî bir gayeye yönelik olsun! Aktif ve enerjik müslüman ol!</p>
<p>Yıllar, Ramazan’lar, tatiller, fırsatlar geçer gider de sen hâlâ ham, hâlâ bîhaber, hâlâ bîfaide kalırsan halin nereye varacak, huzûr-ı Rabbi’l-izzete ne yüzle çıkacaksın?</p>
<p>Ne yatarsın, göçdü gitdi kervân!<br />
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletden.1</p>
<p>Dipnotlar<br />
49: Namık Kemal’in Şairliği ve Bütün Şiirleri, s. 10.</p>
<p>Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 110, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 31 January 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/islam%e2%80%99i-anla-ve-yasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayındaki Mühim Faaliyetler</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/ramazan-ayindaki-muhim-faaliyetler/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/ramazan-ayindaki-muhim-faaliyetler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2011 08:25:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1636</guid>
		<description><![CDATA[Rûhî ve dînî hayatımızda Ramazan’ın çok büyük yeri ve önemi vardır. Pürneşe ve pürdikkat olun; Ramazan’da göğün kapıları açılır, cennet, mü’minler için bezenir, cehennemin kapıları kapatılır, şeytanların azılıları zincire bağlanır; sevaplar artırılır, böylece insanların tevbe etmesi, iyiliklere yönelmesi kolaylaşmış olur. Ramazan geçtiği hâlde onun mânevî avantaj ve fırsatlarından faydalanmamış olanlar ise gerçekten müthiş bir mahrumiyete [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/07/9D6_tesbih.jpg" alt="" title="9D6_tesbih" width="250" height="190" class="alignleft size-full wp-image-1638" />Rûhî ve dînî hayatımızda Ramazan’ın çok büyük yeri ve önemi vardır. Pürneşe ve pürdikkat olun; Ramazan’da göğün kapıları açılır, cennet, mü’minler için bezenir, cehennemin kapıları kapatılır, şeytanların azılıları zincire bağlanır; sevaplar artırılır, böylece insanların tevbe etmesi, iyiliklere yönelmesi kolaylaşmış olur. Ramazan geçtiği hâlde onun mânevî avantaj ve fırsatlarından faydalanmamış olanlar ise gerçekten müthiş bir mahrumiyete uğramışlar demektir.<span id="more-1636"></span><br />
Bizi bu kutlu aya sıhhat ve afiyetle kavuşturan yüce Rabbimize sonsuz şükürler, hamd ü senâlar olsun.<br />
Hele bu ayın içinde, “Bin aydan daha hayırlı bir gece” (97/Kâdir,3) vardır ki ona Kur’ân-ı Kerîm’de ‘Kâdir gecesi’ denmiştir, ne mutlu o geceye rastlayıp, onu ihya edenlere! Allah (cc.) kulları arasınlar, çalışsınlar, güvenip gevşemesinler diye onu Ramazan’ın içinde saklamış. Bizler gayret ve dikkat gösterip onu bulmaya çalışmalıyız.<br />
Onun için tavsiyem, gündüz bir ara uyuyup, geceleri güçlü ve zinde olmaya hazırlanın; teravihi huşu ile kılın, uyuklayarak veya alelacele değil hatimle kılınan camileri tercih edin, çok tesbih çekin; teheccüd namazlarını hiç ihmal etmeyin!<br />
Sahura kalkmak sünnettir, akşamdan yiyip yatmak, seher vakitlerini uykuyla geçirmek yahut da sahurdan sonra sabah namazını evde kılıvermek doğru değildir. Sabah camiye, cemaate gelmekte asla tembellik göstermeyin!<br />
Kur’ân-ı Kerîm’i içinize sindire sindire, tefekkür, tedebbür ve gözyaşı ile çok okuyun, hatim sürün, hafızların mukabelelerini tâkip edin! Ezberlerinizi artırmaya çalışın!<br />
Dostlarınızı eve davet edin, ziyaretlere gidin, sohbet ve muhabbeti çoğaltın, fakirlere yardım edin, mümkünse zekâtlarınızı bu ayda verin, çünkü sevabı kat kat fazla olur; dînî vakıflarımızı, dernek, kurs ve kuruluşlarımızı kuvvetle destekleyin!<br />
Efendimiz Muhammed-i Mustafâ (sallâllâhu aleyhi ve sellem) kendisi Allah’ın en sevgili kulu ve insanların en şereflisi olduğu hâlde asla gevşemez, hele Ramazan’ın son on gününde ibadet ve taata çok daha fazla düşkünleşir, hatta artık gecelerini evde değil, camide geçirmeye başlardı. Bu bizim için dikkat çekici bir hareket ve mühim bir işarettir. Biz de öyle yapmaya çalışmalıyız. Bu kuvvetli bir sünnettir, sünnet-i kifâyedir ki bir beldede hiçbir kimse bu ‘mescitte itikâf etmek’ işini yapmasa, tüm belde halkı sorumlu duruma düşer. Kadınlar da itikâf yapabilir, ama mescitte değil evlerinin temiz, müsait bir köşesinde…<br />
Candan dileğim hepinizin Ramazan ayının hayır, feyz ve bereketinden en üstün şekilde istifade etmeniz; Kâdir gecesini ihyaya muvaffak olmanız; son derecede bahtiyar olarak bayrama ulaşmanız; nice nice Ramazanları sıhhat ve afiyetle idrak eylemeniz, yarın Rabbimiz’in huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak yüzü ak, alnı açık varmanız, O’nun cennet ve cemaliyle müşerref olmanız, ebedî saadete ermenizdir.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 134, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 04 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/ramazan-ayindaki-muhim-faaliyetler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarınızı Cehennemden İyi Koruyunuz!</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/cocuklarinizi-cehennemden-iyi-koruyunuz/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/cocuklarinizi-cehennemden-iyi-koruyunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2011 12:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1629</guid>
		<description><![CDATA[Ekim 1988 Yüz defa, bin defa yazılsa yine de çok sayılmaz, tekrarında nice nice fayda vardır: Sevgili Peygamberimiz’in –ona salât ü selâm olsun– ashâb-ı kirâmına yönelttiği bir soruyu sizlere ben de yönelteyim saygıdeğer beyler ve hanımefendiler: “Bu anne sevgiyle öpüp kokladığı şu yavrusunu ateşe atar mı hiç?” Bu soruya ashap o zaman; “Elbette atmaz yâ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/07/cocuklarinizi_koruyun.jpg" alt="" title="cocuklarinizi_koruyun" width="200" height="213" class="alignleft size-full wp-image-1630" />Ekim 1988<br />
Yüz defa, bin defa yazılsa yine de çok sayılmaz, tekrarında nice nice fayda vardır:<br />
Sevgili Peygamberimiz’in –ona salât ü selâm olsun– ashâb-ı kirâmına yönelttiği bir soruyu sizlere ben de yönelteyim saygıdeğer beyler ve hanımefendiler:<br />
“Bu anne sevgiyle öpüp kokladığı şu yavrusunu ateşe atar mı hiç?”<br />
Bu soruya ashap o zaman;<span id="more-1629"></span></p>
<p>“Elbette atmaz yâ Resûlallah! Baksanıza onu nasıl şefkatle bağrına basmış, kucaklamış”, diye cevap verince, Paygamber Efendimiz;</p>
<p>“Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ kullarına karşı, bu annelerin yavrusuna olan şefkatinden çok daha şefkatli ve merhametlidir.”27 karşılığını vermişti.</p>
<p>Ne büyük müjde! Demek ki yüce Allah kullarını cehenneme atmak istemiyor ama kullar, büyük suçlar işleyip adâlet-i ilâhîyenin gereği müstehak oldukları cezaları kendileri celb ediyor, –tabirimi af buyurun– âdeta kendileri kaşınıyorlar.</p>
<p>Evet, anneler de yavrularını dünya ateşine mümkün değil asla atmazlar, analık hilkati ve yavru şefkati kesinlikle onları engeller; hatta evlatları için gerektiğinde kendilerini feda ederler.</p>
<p>Ama şu anda görünmeyen âhiret ateşine sanki göre göre atarmış gibi davranıyorlar.</p>
<p>Nasıl mı?</p>
<p>Çocuklarına, etkili olabilecekleri çağlarda Allah’ın razı olduğu tek din olan İslâm’ı, küfür, şirk ve sapıklıktan beri olan imanı aşılamadıkları; dinin ahkâmını, Allah’ın emir ve yasaklarını iyi öğretmedikleri; faziletleri ve yüksek ahlâkî değerleri benimsetmedikleri; helallerin doğrultusunu, değerini ve güzelliğini göstermedikleri; hayr ü hasenât yapmanın tadını tattıramadıkları; haramların zararlarını, çirkinliğini, yanlışlığını kafalarına yerleştirmedikleri, şerden ve günahtan uzak olmanın önemini anlatmadıkları için tabii!</p>
<p>“Hocam! Yapmak istiyormuş ama olmuyor mu diyorsunuz?”</p>
<p>Cevap:</p>
<p>Bir kere, sözüm ona müslüman anaların çoğu yapmıyor, çünkü kendileri de bilmiyor.</p>
<p>İkincisi, yapanların bir kısmı da yarım yamalak, baştan savma yapıyor, İslâm şuurunun çarşıdan alınan elbise, çorap, ayakkabı gibi bir çırpıda kazanılan bir şey olmadığını, azim, sebat ve devam istediğini bilmiyor. Ya çocukları Kur’an kursuna göndermek, birkaç şey belletmekle iş bitti sanıyor, okul ve gençlik devresini, arkadaş ve aile çevresini ihmal ediyor; ya da “Büyüyünce öğretirim, daha şimdi çocuk.” derken asıl telkin ve ana eğitim devresini kaçırıyor, sonra yabancı kültürlerin tesiriyle değişen hatta zehirlenen çocuğuna söz geçiremiyor. Ah vah edip diz dövüyor, çocuğu evden kovuyor, evlatlıktan reddediyor…</p>
<p>Bir gerçek misal üzerinde size birkaç söz söylemek istiyorum. Aslında çevrenizde adı müslüman kendi zındık veya fasık veya müşrik veya kâfir nice nice misaller vardır.</p>
<p>Adı Ahmet, çok yüksek bir makama çıkmış, anayasayı, insan haklarını iyi bilmesi gereken biri, engin bilgili, olgun, saygın biri olmalı; ama maalesef, saygısız, nezaketsiz, duygusuz, kanunları, mahkemeleri, hürriyetleri çiğniyor, sağa sola sataşıyor bu gayr-i medenî tavrıyla milyonları kırıyor, üzüyor devirdiği çamların, kırdığı potların farkında değil!</p>
<p>Onun küçüklüğünü hayal etmeye çalışıyorum: Muhakkak ana-babası, dede ninesi mü’min ki ona Peygamberimiz’in ismini takmışlar, sanki “Bu yavrumuz büyüyünce o Ahmed ü Mahmûd u Muhammed ü Mustafâ vü Müctebâ olan Efendimiz’e benzesin, onun yolunda yürüsün, Allah’ın sevgili kullarından olsun.” diye temenni etmişler. Belki bir kulağına ezan, öteki kulağına da kamet okudular, belki çocukken Kur’an da öğrettiler vs. Ama tam olmamış, belki o büyükler öldüler. Bu yâd ellere kaldı şaşırdı, sapıttı, dinsiz oldu, gizli cemiyetlere girdi filan…</p>
<p>Her ne olursa olsun sonuç bizler için büyük kayıp. Anne baba için büyük hüsran, kendi şahsı nazarında ebedî şekavet, azap ve ikap!</p>
<p>Sevgili anne babalar! Yavrularınızın böyle bir duruma düşmemesine çok dikkat ve ihtimam etmelisiniz. Aksi takdirde size de çok büyük vebal gelir, mezarda kemikleriniz sızlar, âhirette o sizden davacı olur, öz canınız tehlikeye düşer.</p>
<p>Evlat yetiştirme işini dünyada her millet yapıyor, kıymeti yoktur. İnsanlık ancak İslâm’la tamam olur. Gerçek kurtuluş ve ebedî mutluluk İslâm’dadır. Evladınızı iyi bir müslüman, kâmil bir mü’min olarak yetiştirmedi iseniz vay halinize. Bu çok önemli işe çok zaman ayırmalı, her zahmete katlanmalı, her masrafı yüklenmelisiniz. Çünkü en büyük maddî ve mânevî yatırım, insanı yetiştirmeye yönelik yatırımdır.</p>
<p>İslâm’a göre yetiştirmezseniz ne olur?</p>
<p>Ben size oğlunuz bakan ve başkası veya ağa veya paşa olmaz demiyorum, insan olmaz diyorum. İnsân-ı kâmil olmaz, dareyn saadetine nail olmaz.</p>
<p>Kişi imanlı ve Hak indinde makbul bir kul olmadıktan sonra, varsın isterse Mısır’a Sultan olsun, hiç kıymeti yok.</p>
<p>Bunu yarın herkes anlayacak ama çok geç olacak.</p>
<p>*</p>
<p>Dipnotlar<br />
1. Hz. Ömer’den (ra.) nakledilen hadis için bk. Buhârî, “Edeb”, 18; Müslim, “Tevbe”, 22; Taberânî, el-Mu‘cemü’l-evsat, III, 232, hadis no: 3011; Bezzâr, I, 411, hadis no: 287; Ebû Nu’aym, Hılyetü’l-evliyâ, III, 228.</p>
<p>PROF. DR.MAHMUD ES&#8217;AD COŞAN (Rh.A)<br />
.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 201, bugün ise 1 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/cocuklarinizi-cehennemden-iyi-koruyunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşündüren Resimler2</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/dusunduren-resimler2/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/dusunduren-resimler2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 08:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1620</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı toplamda 220, bugün ise 1 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1621 aligncenter" title="sorunu_anlamak" src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/07/sorunu_anlamak.jpg" alt="" width="412" height="360" /></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 220, bugün ise 1 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/dusunduren-resimler2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadaka Vermekle Kulun Malı Eksilmez</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/sadaka-vermekle-kulun-mali-eksilmez/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/sadaka-vermekle-kulun-mali-eksilmez/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2011 18:26:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1614</guid>
		<description><![CDATA[Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne âlâ! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.” (Bakara, 271) Rasûlullah (sav) buyurdular: “Sadaka vermekle kulun malı eksilmez. Uğradığı haksızlığa sabredenin Allâh şerefini artırır. Dilenme kapısını açan kimseye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1616" title="beyazgul-300x225" src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/07/beyazgul-300x2251.jpg" alt="" width="300" height="225" />Cenâb-ı Hak buyuruyor:<br />
“Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne âlâ! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.” (Bakara, 271)<span id="more-1614"></span></p>
<p>Rasûlullah (sav) buyurdular:<br />
“Sadaka vermekle kulun malı eksilmez. Uğradığı haksızlığa sabredenin Allâh şerefini artırır. Dilenme kapısını açan kimseye, Allâh fakirlik kapısını açar.” (Tirmizî, Zühd, 17)</p>
<p>Nebî (sav), infâkın mala bereket getirdiğini açık bir şekilde ortaya koyan şu ibretli hâdiseyi anlatmıştır:</p>
<p>“Sahrada yolculuk yapmakta olan bir adam, semadaki bir buluttan «Falanın bahçesini sula!» diye bir ses duydu. Bundan sonra o bulut, kara taşlık bir yere saptı ve oraya suyunu boşalttı. Adam, suyun tamamının bir derede toplandığını hayretle gördü ve suyu takip etti. Bir de baktı ki adamın biri, elindeki kürekle suyu oraya buraya çevirerek bahçesini suluyor. Ona:</p>
<p>‘-Ey Allâh’ın kulu! Adın nedir?’ diye sordu. Adam, daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi, peşinden de:<br />
‘-Ey Allâh’ın kulu! Adımı niçin soruyorsun?’ dedi. O da:<br />
‘-Ben şu suyu yağdıran buluttan, senin adını vererek, «Falanın bahçesini sula!» diye bir ses duymuştum da onun için sordum. Sen ne yapıyorsun ki bu lütfa mazhar oldun?’ dedi. Bahçe sâhibi:<br />
‘-Mâdem ki merak ediyorsun söyleyeyim. Ben bu bahçenin ürününü hesap ederim; üçte birini sadaka olarak dağıtırım, üçte birini çoluk çocuğumla birlikte yerim, üçte birini de tohumluk olarak ayırırım, dedi.’ ” (Müslim, Zühd, 45)</p>
<p>Bu bahtiyar zât, sırf cömertliği sâyesinde, çöl gibi suyun çok az bulunduğu bir yerde, Cenâb-ı Hakk’ın eşsiz lütfu sâyesinde, müstesna bir şekilde bahçesini sulayabilmekte ve bereketli mahsuller elde edebilmektedir. (Dr. Murat Kaya, Üsve-i Hasene-1, Erkam Yay.)</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 224, bugün ise 0 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 06 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/sadaka-vermekle-kulun-mali-eksilmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarp Dağa Tırmanışta İlk Hedef: “Mutmainne Düzlüğü”</title>
		<link>http://www.cevka.org/site/sarp-daga-tirmanista%c2%94-ilk-hedef-%e2%80%9cmutmainne-duzlugu%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.cevka.org/site/sarp-daga-tirmanista%c2%94-ilk-hedef-%e2%80%9cmutmainne-duzlugu%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 13:47:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevka.org/site/?p=1605</guid>
		<description><![CDATA[  Mehmed Zahid Kotku (rh.a) Hazretlerinin  “Nefsin Terbiyesi” Kitabından Notlar İbrahim İlhan Geçen Ramazan ayının sonlarına doğru, “Nefsin Terbiyesi” kitabını tekrar okudum.  Elimdeki nüsha 1984 baskısıydı, epeyce yıpranmış, iç başlık sayfaları notlarla dolmuştu. Önceden altını çizdiğim satırlardan başka, birçok bölümü işaretlemek ihtiyacını hissettim. Kitabın uzun bir aradan sonra yeni baskısının yapılacağını duydum. Bu notlar, yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1607" title="nefsinterbiyesikapak_k1" src="http://www.cevka.org/site/wp-content/uploads/2011/07/nefsinterbiyesikapak_k11.jpg" alt="" width="196" height="282" /><strong>Mehmed Zahid Kotku (rh.a) Hazretlerinin  “Nefsin Terbiyesi” Kitabından Notlar<br />
</strong>İbrahim İlhan<br />
<span>Geçen Ramazan ayının sonlarına doğru, “Nefsin Terbiyesi” kitabını tekrar okudum.  Elimdeki nüsha 1984 baskısıydı, epeyce yıpranmış, iç başlık sayfaları notlarla dolmuştu. Önceden altını çizdiğim satırlardan başka, birçok bölümü işaretlemek ihtiyacını hissettim. Kitabın uzun bir aradan sonra yeni baskısının yapılacağını duydum. Bu notlar, yeni baskı için erken bir kitap tanıtım yazısı olarak da kabul edilebilir.<span id="more-1605"></span><br />
</span><span>Günümüzde son derece karmaşıklaşan insan ilişkileri ve olaylar gündeme geldikçe “Nefsin Terbiyesi”nden işaretlediğim kısımlara döndüğümde, notların olan biteni anlamada çok faydalı ve aydınlatıcı olduğunu fark ettim. Faydalı bilgi, yaklaşım ve eserler hakkındaki kanaatlerin paylaşılması, faydayı ve hayrı arttıran kolay ve güzel yollardan biri. Arkadaşların dikkatini şimdiden ve yeniden bu kitaba çekmek de faydalı bir paylaşım olacaktır kanaatindeyim.</span></p>
<p><span>Hocaefendi, Nefis terbiyesini “<strong>Sarp Bir Dağa Tırmanış</strong>” olarak tarif ediyor ve bu zorlu tırmanışta ilk hedef olarak “<strong>Mutmainne Düzlüğü</strong>”nü yani Nefsi Mutmainne mertebesini gösteriyordu.(s. 219) Bu dikkat çekici benzetmeleri başlık olarak seçmeyi düşündüm. </span></p>
<p><strong><span>Kısaca Nefs Mertebeleri</span></strong></p>
<p><span>1-Nefs-i Emmare</span></p>
<p><span>2-Nes-i Levvame</span></p>
<p><span>3-Nefs-i Mülhime</span></p>
<p><span>4-Nefs-i Mutmainne</span></p>
<p><span>5-Nefs-i Radiyye</span></p>
<p><span>6-Nefs-i Mardiyye</span></p>
<p><span>7-Nefs-i Safiye (s. 267-270)</span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<p><strong><span>Nefs-i Emmare: Dağın Eteklerini Tutan “12 Başlı Ejderha”</span></strong></p>
<p><span>Kitapta, nefs mertebelerinden ilki olan Nefs-i Emmare, “12 Başlı Ejderha” olarak vasfedilmiş. Aşağıda sayılan 12 kötü sıfatın hem bu dünyada yakıcı etkileri, hem de Cehennem ateşine sevkedici unsurlar olduğundan böyle bir sembol seçilmiş herhalde. “Sarp bir dağa Tırmanış” benzetmesiyle bir araya geldiğinde, 12 başlı ejderha, dağın eteklerini tutmuş oluyor. Taa insanlığın yaradılışından beri. Üstelik yalnız da değil, Şeytan’la beraber.</span></p>
<p><em><span>_ Nefs-i emmarenin oniki başından ilk beş sıfatı ise şunlardır:</span></em></p>
<p><strong><span>1-Şirk, 2-Küfür,  3-Gaflet, 4-Cehalet, 5-günahlara dalmak,(..) Altıncısı kuburdur.</span></strong></p>
<p><span>Çocuk büyüdükçe bu huy da büyür. Okudukça ve muvaffak oldukça kibri de artar. Hastalıklardan kurtulmaya çalışmak nasıl borç ise bu fena huylardan kurtulmaya çalışmak da öylece borçtur.</span></p>
<p><strong><span>Nefs-i emmarenin oniki başından yedincisi hırs, 8. Buhl,  9. Şehvet, 10. Gazab, 11. Hased, 12. Kin.</span></strong></p>
<p><span>Bu kötü huylar çeşitli terbiye metodlarıyla giderilmediği sürece, insan şeklen insan görünmekle birlikte, manen hayvanlardan daha aşağı konumda kalıyor.</span></p>
<p><span>Hocaefendi, kitabında bu korkunç konumdan kurtulup insanlığa doğru ilerlemenin çarelerini gösteriyor ve bu yolda maddi kazanç temini için yapılan çalışmalardan daha fazla çaba harcamak gerektiğini vurguluyor. (s.168)<strong> </strong></span></p>
<p><span><strong>Nefsi terbiye</strong> yolunda yapılan çalışmalar, insanı hayvanlardan daha aşağı bir konumdan alıp, meleklerden daha üstün bir konuma terfi ettiriyor. Bu çabaların mutlu sonucu Ahiret aleminden önce, daha bu dünyadayken alınmaya başlıyor. Yani nefsin insanlar üzerindeki olumsuz etkileri, bertaraf edilemez değil. </span></p>
<p><span>Bizler peygamberler gibi nefsi mutmaine sahibi olarak huzur, rahatlık ve tam bir asayiş içinde hem kendimiz hem de mensub olduğumuz cemiyet için rahat ve huzurlu bir hayat sağlayabiliriz. (s. 180-181-183-184)</span></p>
<p><strong><span>Asıl Düşmanımız ve Başlıca Vazifemiz</span></strong></p>
<p><span>_ Bizim en büyük düşmanımız ne şu devlet ve ne de bu devlettir; asıl düşmanımız kendi nefislerimizdir. Bunların ıslahına çalışmak başlıca vazifemizdir. (s. 245)</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>Nefsin Elinden Kurtulmanın Yolları</span></strong></p>
<p><span>_ Nefsi emarenin elinden kurtulmak için 2 yol vardır. Birisi riyazet, diğeri ise zikrullah dır. Fakat günahlardan kaçmadan ve korunmadan ne riyazet ve ne de zikrullahdan matlub olan faydayı temin etmek mümkün değildir. Riyazet ve zikrullah ile beraber Allah’tan korkmayı da borç bilmek gerekir. Bu korku gönle girmedikçe yapılagelen riyazet ve zikirler boşa çıkar. Çünkü bütün hikmetlerin başı Allah korkusudur.   (s. 188-189)</span></p>
<p><strong><span>Günahlar</span></strong></p>
<p><span><strong>Mahmud Esad Coşan Hocaefendi </strong>vefatından önceki son radyo sohbetinde kısa bir formül gibi şu tavsiyede bulunmuştu: “<strong>Günahlardan Kaçacağız, İbadetleri Yapacağız, Ahlakımızı Güzelleştireceğiz”.</strong></span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<p><span><strong>Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi </strong>de eserinde <strong>“Günahlar”</strong> bahsine çok geniş bir yer vermiş ve farklı kategorilerle tekrar tekrar yazarak günahlara vurgu yapmıştır.</span></p>
<p><span>“<strong>Büyük Günahlar”</strong> başlığı altında, 125 büyük günah listelenmiş.(s. 46-51) </span></p>
<p><span>“<strong>Küçük Günahlar”</strong> başlığı altında ise 155 küçük günah yazılmış. (s. 52-61)</span></p>
<p><span><strong>“Günahların  Sivaslı İbrahim Efendi’ye Göre Tertibi ve Şerhi”</strong> başlığı altında, tam 22 sayfa günahlar çeşitli kategorilerde irdelenmiş. (s. 62-84)</span></p>
<p><span><strong>“Günahların Şafii Fukahasına Göre ve Dört Mezhep Üzerine Tertibi”</strong> başlıklı bölümde tam 352 günah sayılmıştır.(s. 85-103)</span></p>
<p><span><strong>“Günahların İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe’ye göre Tertibi”</strong> başlığı altında 163 günah yazılmış.(s. 104-114)</span></p>
<p><span><strong>“Büyük günahların Bursalı İsmail Hakkı Hazretlerine Göre Tertibi” </strong>başlığı altında, 13 büyük günah, tam 27 sayfa boyunca açıklanmıştır. (s.130-157)</span></p>
<p><span>Bütün bu başlıklar altında 80 sayfadan fazla günahlardan bahsedildikten sonra uzunca bir bölüm de <strong>“Günahlardan Kaçmanın Lüzumu”</strong> na ayrılmış.</span></p>
<p><span>Bu günahların bilinmesi ve uzak durulması için tekrar tekrar okunması tavsiye ediliyor: </span></p>
<p><span>“Büyük, küçük günahları tekrar tekrar oku. Bir kere okuyup da sakın, ben okudum deyip geçme! Zira her tekrarda bir çok yeni faydalar bulacaksın.</span></p>
<p><span>Onun için <strong>Gümüşhaneli Ziyaeddin Ahmed Hazretleri</strong>, bin kere okumayı tavsiye etmiştir. Zira gönül aynasının temizlenmesi, parlaması ve ziyasının etrafa aksi hep bu günahlardan sıyrılıp kurtulmaya bağlıdır. Onun için senden ricamız, bu günahları tekrar tekrar okumandır.” (s. 241-242)</span></p>
<p><strong><span>Zikrullah Vurgusu</span></strong></p>
<p><span>_ Zikrullah; teşbih lazım gelirse düşman ordusu arkasına indirilen hava kuvvetleri gibi orduyu muhasara edip teslim almaktır. Bu da ancak zikre devam ile elde edilebilir. (s. 205)</span></p>
<p><span>_ ‘La ilahe illallah’ zikrine devamla inşallah nefsi emarenin bu yaramaz hallerinden kurtulmanı ümid ederiz. (s. 208<em> </em></span></p>
<p><span>_ Silah ve cephanesi olmayan askerin hali ne ise, zikrullahdan nasibi olmayanların hali de öyledir.</span></p>
<p><span>_ Her eşya durunca paslanır. Bu pas giderici aletler olduğu gibi, kalbin de pasını ancak zikrullah giderir.(s. 119)</span></p>
<p><span>_ Zikrullah ile meşgul olmak ruhu son derece kuvvetlendirir. Bu sayede nefis arzularına eremediği gibi ruha teslim olmaktan başka çare bulamaz, bu suretle de nefsin elinden kurtulmuş olunur. (s. 35)</span></p>
<p><span>_Bizde sizlere tavsiye edelim ki, Esma-i Hüsna’yı hem ezberleyin ve hergün okuyun ve hem de mücibi ile amel edin. (s. 250)</span></p>
<p><strong><span>Dikkat!</span></strong></p>
<p><span>_ İş yalnız zikirlere devam etmekle olmaz, mutlaka ve mutlaka erbabının göstereceği hizmetlerde muvaffakiyet de şarttır.  (s.238)</span></p>
<p><strong><span>Zenginlik ve Huzur</span></strong></p>
<p><span>_ İnsan maddeten çok zengin olabilir, fakat hakiki rahat ve huzuru katiyen bulamaz, paraların hesabı daima onu rahatsız eder. Amma mutmainlikte olan zenginlik ise böyle değildir. Maddi zenginliğin varlığı ile yokluğu indinde müsavi olur ve o paraları hemen Hakk yolunda harcamaya bakar; gönlünde servetinin zerre kadar tesiri kalmaz. (s.222-223)</span></p>
<p><strong><span>Gazap, Şeytan ve İnsan</span></strong></p>
<p><span>_ Şeytan gazablı insanı çok sever çünkü onunla bir çocuğun topla oynaması gibi oynar. </span></p>
<p><span>Binaenaleyh kızdığı zaman hemen bir abdest almalı veya soğuk suyla yıkanmalı ve burnuna su çekmeli, ayakta ise oturmalı, oturuyorsa yatmak suretiyle gazabı söndürüp şerrinden kurtulmaya çalışmalıdır. (s.196)</span></p>
<p><strong><span>Hakiki Müslüman ve Hakiki İnsan Olabilmemizin Şartları</span></strong></p>
<p><span>Bu 5 şey olmadıkça ve ve yine bu 5 şey tekemmül ve tezahür etmedikçe, bizim hakiki Müslüman ve hakiki insan oluşumuza imkan yoktur. Bu 5 şey de ancak 2. kısım olan ruh-i insani de tezahür eder, meydana gelir. Bunları şöyle sıralarlar:</span></p>
<p><span>1-    <strong>Kalb    </strong></span></p>
<p><span>2-    <strong>Ruh    </strong></span></p>
<p><span>3-    <strong> Sır   </strong></span></p>
<p><span>4-    <strong> Hafi    </strong></span></p>
<p><span>5-    <strong> Ahfa’dır. (s.161)</strong></span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<p><strong><span>Tesbitler ve Tavsiyeler</span></strong></p>
<p><span>_ Bugün bizde görülen noksanlık, hata ve kusurların, hep bizim dinimize bağlılıkta gösterdiğimiz zafiyetten ileri gelmekte olduğu aşikardır.</span></p>
<p><span>_ Safların doğruluğu, kalplerin doğruluğuna ve namazın kabul olmasına alamettir. İstediği şeyleri vermekle nefsin şehveti kesilmez. (s.117)</span></p>
<p><span>_ Sen kendi nefsinin hakimi ol, onu bütün kötü yollardan ve kötü işlerden uzak eyle ve günah işlere meyl ve muhabbet bırakma, kendini de katiyen beğenme. (s. 225)</span></p>
<p><span>_ Gözün muhafazası gönlün muhafazası demektir, gözlerini muhafaza edemeyenler hiçbir zaman gönüllerini de muhafaza edemezler</span></p>
<p><span>_ Eğer sen hayatında rahat ve huzur istiyorsan, nefsi emare, levvame ve ve mülhimenin elinden kurtarmaya bak. (s. 225)</span></p>
<p><span>_ Yatarken sakın abdestsiz yatma. Taze bir abdest al, en az 4 rekat namaz kıl ve öyle yat. Sonra gece namazlarını da kılmaya çalış. Zira gece namazlarını kılmamak pek büyük bir gaflettir.(s. 123)<strong> </strong></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><span>Mevlam, <strong>“Sarp Dağa Tırmanışta”</strong> muvaffak olan,  tez zamanda <strong>“Mutmainne Düzlüğüne”</strong> ulaşan ve <strong>“Erbabının gösterdiği hizmetlerle”</strong>, tırmanışa devam ederek, Allah’ın Razı olduğu bir mertebede hayatını tamamlayan bahtiyar kullarından eylesin. Amin.</span></em></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong><span>EK</span></strong></p>
<p><strong><span>KİTAP İÇİ “ KAYNAK ÇALIŞMASI”</span></strong></p>
<p><span><strong>M.Nureddin Coşan Hocaefendi, </strong>Ehli Takva alimlerin tavsiye ettikleri sahih kaynak eserlerin tesbitini, “Kritik Analitik Düşünmenin” ve “Doğruyu Anlama Kabiliyetini Geliştirecek” faaliyetlerin yoğunlaşması gerektiği bir hizmet alanı olarak gösteriyor.</span></p>
<p><span>Bu alanda yüzlerce arkadaşımız, binlerce alimi ziyaret ederek, İslami ilimlerde faydalı eserleri tesbit ediyorlar. Bunlar ileride çeşitli iletişim araçlarıyla kamuoyuna duyurulacaktır.</span></p>
<p><span>Biz de bu çalışmanın küçük bir yansıması olarak, okuduğumuz bu kitapta karşılaştığımız eser tavsiyelerini ayrı bir başlık altında not ederek, ilgilenenlerin dikkatine sunmuş olalım. </span></p>
<p><strong><em><span>_Kur’an-ı Kerim’i her gün okuyup, emirlerini dinlemek ve nehyettiği yasaklardan korkup kaçmak ve daima Hakk’ın rızasını hedef edip gözlemek, razı olduğu her işi yapmaya gayret edip, razı olmadığı her şeyden son derece uzak kalmaya çalışmak lazımdır. (s. 164)</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span>_ İmam Gazali Hazretlerinin İhya-u Ulüm unun üçüncü cildindeki tafsilat pek geniştir. Okumanızı tekrar tekrar rica edeceğim.( s. 232)</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span>_Evliya menkıbeleri yazan Tezkiretül Evliya vesair kitapları oku da bak nelere rast geleceksin.  (s. 233)</span></em></strong></p>
<p><span>_ <strong><em> Diğer tasavvuf ehlinden İmam Şa’raninin ve Ebu Talib-i Mekki’nin eserlerini de okumanızı hem tavsiye, hem de rica ederim. (s. 191)</em></strong></span></p>
<p><strong><em><span>_  Gerede müftüsünün yazdığı ’54 Farz Şerhi’ adlı eserini ayrıca okumanızı tavsiye ederim. (s. 192)</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span>_ Şeyh Muhyiddinü’l Arabi Hz. nin  Adabü’l Mürid adlı eserini mutlaka okumanızı tavsiye edeceğim. (s. 174)</span></em></strong></p>
<p><span><strong><em>_İznik denilen memleketimizde yatmakta olan Eşref-i Rumî Hazretleri tam onsekiz şeyhe hizmet etmiş bir bahtiyardır. ”Müzekki’n Nüfûs” adlı eserini gençlik devirlerimde okudum ve çok faydalandım, sana da tavsiye ederim.</em></strong><strong> <em>Oku ve üzerinde dur. (s. 186) </em></strong>(Hocaefendinin kitap tavsiyesini hemen uygulamaya başlayıp,  Şevval ayında bu eseri okuyup bitirdim)<strong></strong></span></p>
<p><strong><em><span>_Bor’lu Şeyh Kuddusi Hazretleri’nin Divanı da insanların uyanabilmesi için hem yeter, hem de artar.</span></em></strong></p>
<p><span><strong><em>Vaktiyle Beykoz’daki Yûşa aleyhisselamın ziyaretine sık sık giderdik. Rahmetli kardeşimiz Hacı Aziz Efendi de Kuddusi Hazretleri’nin Menakıbını yanından hiç eksik etmezdi. Vapurla giderken biz de bir kamaraya girer onları tatlı tatlı okurduk. Okudukca da zevkimiz o kadar artardı ki… Sen de büyüklerin ve Hak yolcularının eserlerini, divanlarını, menkıbelerini okumaya hatta aile efredına duyurmaya çalış. (s.186) </em></strong><em>(</em>Bu eserleri de Bor’lu, hatta kendisi de Kuddusi Hazretleri’nin neslinden gelen çok sevdiğim bir arkadaşıma ısmarladım. Gelince hep beraber okuyacağız inşaallah. Arkadaşım, Mehmed Zahid Efendi’nin eser ve sohbetlerine son derece aşina, tavsiyelerini yerine getirmede çok titiz olmasına rağmen bu konunun dikkatinden kaçmış olmasından dolayı şaşırdım doğrusu.)<strong><em></em></strong></span></p>
<p><span>Bu eserler doğrudan tavsiye edilenler olup, kitapta bunların dışında istifade edilen ve dikkat çekilen onlarca eser ve zat adı geçmektedir.</span></p>
<p><span><strong>İmam-ı A’zam Hazretleri’nin “Fıkh-ı Ekber”i, Aliyyü’l-Kâri’nin “Camiü’l Kebir”i,</strong> <strong>Bursalı İsmail Hakkı Hazretlerinin “Ruhü’l-Beyan”ı, İmam Kurtubi’nin “Tezkiretü’l-Mevta”sı, İmam Şa’rani’nin “Kitabü’l-Cevahir”i, Şeyh Sadreddin-i Konevi’nin “Hadis-i Erbain Şerhi”, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Tefsiri…..</strong></span></p>
<p><strong><span>“Risale-i Kuşeyri”, “Tergib ve Terhib”, “Mızraklı İlmihal”, “Marifetname”….</span></strong></p>
<p><strong><span>Zahidü’l Kevseri, Süleyman Çelebi, Mehmed Akif, Seriyyü’s Sakati, Ahmed Ziyaüddin Güüşhanevi, AbduhalıkGucduvani, Abdülkadir Geylani, Ahmed Faruk Serhendi, İmam Şafii, Ubeydullah Ahrar, Muhddin Üftade, Mustafa Feyzi Efendi, Niyazi Mısri ….</span></strong></p>
<p><span>Kitap içi Kaynak Çalışması, daha önce uygulandı mı bilmiyorum. Ama şu küçük örnek bile gösteriyor ki, böyle bir uygulama rahmetli Hocaefendilerin ve diğer alimlerin eserlerine de yapılırsa, projenin yurt içi ve yurt dışı ayağından sonra yeni ve verimli bir çalışma alanı daha açılabilir.  Çok fedakârane bir gayretle bu projeyi yürüten kıymetli heyetin, işin bu yönünü de en güzel şekilde ele aldığını tahmin ediyorum.</span></p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplamda 161, bugün ise 1 kez görüntülenmiş, son okunma tarihi 05 February 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevka.org/site/sarp-daga-tirmanista%c2%94-ilk-hedef-%e2%80%9cmutmainne-duzlugu%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

